Bölümler:
Karıştır Online oyna →

Ünite 7 (Life in the World – Nature)

İngilizce · 58 kelime

Ad Soyad:Sınıf: Tarih:

Bu kelimelerle çevrim içi oyna (sesli, 20’den fazla oyun): ezberledinmi.com/unite-7-life-in-the-world-nature-9-sinif-ingilizce-kelime-oyunlari — PDF’te bağlantıya tıklayınca oyunlar açılır.

Kelime listesi

#KelimeAnlamıÖrnek cümle
1accident
/ˈæksɪdənt/ noun
kazaHe was injured in a car accident.
O bir araba kazasında yaralandı.
2ancient king
/ˈeɪnʃənt kɪŋ/ noun phrase
antik kralAncient kings built huge pyramids.
Antik krallar dev piramitler inşa etti.
3ancient site
/ˈeɪnʃənt saɪt/ noun
antik kentWe visited several ancient sites in Turkey.
Türkiye'de birkaç antik kent ziyaret ettik.
4ancient times
/ˈeɪnʃənt taɪmz/ noun
ilk çağlarPeople lived in caves in ancient times.
İlk çağlarda insanlar mağaralarda yaşardı.
5ancient trade centre
/ˈeɪnʃənt treɪd ˈsentər/ noun phrase
antik ticaret merkeziThe city grew into an ancient trade centre.
Şehir antik bir ticaret merkezine dönüştü.
6book
/bʊk/ verb
yer ayırtmakI need to book a hotel room.
Bir otel odası rezervasyonu yaptırmam gerekiyor.
7build
/bɪld/ verb
inşa etmekThey want to build a new house.
Yeni bir ev inşa etmek istiyorlar.
8buy
/baɪ/ verb
satın almakI want to buy a new car.
Yeni bir araba satın almak istiyorum.
9cable car
/ˈkeɪ.bəl ˌkɑːr/ noun
teleferikWe took a cable car to the mountain top.
Dağın tepesine bir teleferikle çıktık.
10castle
/ˈkɑː.səl/ noun
kaleThey visited an old castle on the hill.
Tepedeki eski bir kaleyi ziyaret ettiler.
11cemetery
/ˈsɛmɪtri/ noun
mezarlıkThey walked through the quiet cemetery.
Sessiz mezarlıktan yürüdüler.
12civilization
/ˌsɪv.əl.aɪˈzeɪ.ʃən/ noun
uygarlıkAncient civilizations built amazing monuments.
Antik uygarlıklar harika anıtlar inşa etti.
13commit suicide
/kəˈmɪt ˈsuːɪsaɪd/ verb phrase
intihar etmekHe threatened to commit suicide.
İntihar etmekle tehdit etti.
14construct
/kənˈstrʌkt/ verb
inşa etmekThey plan to construct a new bridge.
Yeni bir köprü inşa etmeyi planlıyorlar.
15convention
/kənˈvenʃn/ noun
uluslararası sözleşmeThey signed a new convention on human rights.
İnsan hakları üzerine yeni bir sözleşme imzaladılar.
16destroy
/dɪˈstrɔɪ/ verb
yok etmekThe fire will destroy the whole forest.
Yangın tüm ormanı yok edecek.
17discover
/dɪˈskʌvər/ verb
keşfetmekThey want to discover new lands.
Yeni topraklar keşfetmek istiyorlar.
18excavate
/ˈɛkskəˌveɪt/ verb
kazmakWorkers began to excavate the ancient site.
İşçiler antik alanı kazmaya başladı.
19experience
/ɪkˈspɪəriəns/ noun
tecrübeShe has ten years of teaching experience.
On yıllık öğretmenlik tecrübesine sahip.
20future generations
/ˈfjuːtʃər ˌdʒɛnəˈreɪʃənz/ noun
gelecek nesillerWe must protect nature for future generations.
Gelecek nesiller için doğayı korumalıyız.
21gift
/ɡɪft/ noun
hediyeShe gave me a wonderful gift.
Bana harika bir hediye verdi.
22historian
/hɪˈstɔːriən/ noun
tarihçiThe historian wrote a book about Rome.
Tarihçi Roma hakkında bir kitap yazdı.
23historical structure
/hɪˈstɔːrɪkl ˈstrʌktʃər/ noun
tarihi yapıThey protected the historical structure from damage.
Tarihi yapıyı zarardan korudular.
24homeland
/ˈhoʊm.lænd/ noun
vatanHe finally returned to his beloved homeland.
Sonunda çok sevdiği vatanına döndü.
25invent
/ɪnˈvent/ verb
icat etmekWho invented the telephone?
Telefonu kim icat etti?
26island
/ˈaɪ.lənd/ noun
adaThey live on a small island.
Küçük bir ada üzerinde yaşıyorlar.
27ladder
/ˈlædər/ noun
merdivenHe climbed up the ladder to fix the roof.
Çatıyı onarmak için merdivene tırmandı.
28legendary
/ˈledʒəndəri/ adjective
efsaneviHis bravery in battle became legendary.
Savaştaki cesareti efsanevi oldu.
29lighthouse
/ˈlaɪtˌhaʊs/ noun
deniz feneriThe lighthouse guided the ships safely.
Deniz feneri gemileri güvenle yönlendirdi.
30location
/ləʊˈkeɪʃən/ noun
konumThis is a great location for a shop.
Bu, bir dükkan için harika bir konum.
31memory
/ˈmɛməri/ noun
anıI have a happy memory of that day.
O günden mutlu bir anım var.
32millennium
/mɪˈlɛniəm/ noun
milenyumA new millennium began in the year 2000.
2000 yılında yeni bir milenyum başladı.
33mosque
/mɒsk/ noun
camiThey visited the historic mosque in the city center.
Şehir merkezindeki tarihi camiyi ziyaret ettiler.
34mountain
/ˈmaʊntɪn/ noun
dağThey climbed the high mountain.
Onlar yüksek dağa tırmandılar.
35museum
/mjuˈziːəm/ noun
müzeWe visited the art museum yesterday.
Dün sanat müzesini ziyaret ettik.
36natural heritage
/ˈnætʃrəl ˈherɪtɪdʒ/ noun
doğal mirasThe valley is recognized as a natural heritage site.
Vadi, doğal miras alanı olarak kabul edilmektedir.
37nominate
/ˈnɒmɪneɪt/ verb
aday göstermekThey nominated her for the best actress award.
Onu en iyi kadın oyuncu ödülü için aday gösterdiler.
38ornament
/ˈɔːrnəmənt/ noun
süsShe placed a glass ornament on the shelf.
Rafa cam bir süs yerleştirdi.
39pass
/pɑːs/ verb
devretmekPlease pass the salt to me.
Lütfen tuzu bana geçir.
40pick up
/pɪk ʌp/ phrasal verb
birini almakI will pick you up at five.
Seni saat beş gibi alacağım.
41preserve
/prɪˈzɜːv/ verb
korumakWe must preserve our natural resources.
Doğal kaynaklarımızı korumalıyız.
42raise sheep
/reɪz ʃiːp/ phrase
koyun yetiştirmekThey raise sheep on the farm.
Çiftlikte koyun yetiştiriyorlar.
43remarkable
/rɪˈmɑːrkəbl/ adjective
olağanüstüShe made remarkable progress in English.
İngilizcede olağanüstü bir ilerleme kaydetti.
44rescue
/ˈrɛskjuː/ verb
kurtarmakThey managed to rescue the cat from the tree.
Kediyi ağaçtan kurtarmayı başardılar.
45ruin
/ˈruːɪn/ noun
yıkıntıWe explored the ancient ruin.
Antik kalıntıyı keşfettik.
46sailor
/ˈseɪlər/ noun
denizciThe sailor loves the open sea.
Denizci açık denizi sever.
47sculpture
/ˈskʌlptʃər/ noun
heykelShe made a sculpture of a horse.
O, bir at heykeli yaptı.
48statue
/ˈstætʃuː/ noun
heykelThey put up a statue in the park.
Parka bir heykel diktiler.
49seven wonders
/ˈsɛvən ˈwʌndərz/ noun
dünyanın yedi harikasıThe Colossus of Rhodes is one of the seven wonders.
Rodos Heykeli dünyanın yedi harikasından biridir.
50skilful
/ˈskɪl.fəl/ adjective
becerikliShe is a skilful negotiator.
O becerikli bir müzakerecidir.
51slave
/sleɪv/ noun
köleThey worked like slaves in the fields.
Tarlalarda köle gibi çalıştılar.
52speech
/spiːtʃ/ noun
konuşmaThe politician gave a great speech.
Politikacı harika bir konuşma yaptı.
53staircase
/ˈsteər.keɪs/ noun
merdivenShe walked up the grand staircase.
Görkemli merdivenden yukarı çıktı.
54temple
/ˈtɛmpəl/ noun
tapınakThey visited an ancient temple.
Eski bir tapınağı ziyaret ettiler.
55tomb
/tuːm/ noun
türbeThey visited the ancient tomb.
Eski türbeyi ziyaret ettiler.
56waterfall
/ˈwɔːtəfɔːl/ noun
şelaleWe saw a beautiful waterfall in the forest.
Ormanda güzel bir şelale gördük.
57wheel
/wiːl/ noun
tekerlekThe car lost a wheel.
Araba bir tekerlek kaybetti.
58worker
/ˈwɜːrkər/ noun
işçiThe factory workers went on strike.
Fabrika işçileri greve gitti.

Eşleştirme

Her kelimeyi anlamıyla eşleştir: kutuya harfi yaz.

  1. gift
  2. buy
  3. sailor
  4. ancient trade centre
  5. historical structure
  6. excavate
  7. lighthouse
  8. statue
  9. invent
  10. museum
  11. slave
  12. experience
  • a) icat etmek
  • b) deniz feneri
  • c) köle
  • d) hediye
  • e) heykel
  • f) tecrübe
  • g) tarihi yapı
  • h) müze
  • i) kazmak
  • j) satın almak
  • k) antik ticaret merkezi
  • l) denizci

Kelime avı

Kelimeleri tablodaki harflerin arasında bul ve işaretle (sağa, aşağı ya da çapraz). İpucu olarak anlamları verildi.

LCIVILIZATIONE
ULSMNWRSTEMESL
BAWLOLAONREREM
ODOBEMETNUROUL
ODRRWMKGENCIIE
KEKELOUBERNSLS
SREMAUDSRNFLEL
KKRATOMBEUDARD
IOIRUOILOUWALC
LERKKALMTAMYRL
FNNAHISTORIANY
UEDBMRESCUEOIL
LNMLTURUAIIULM
FANEOCONSTRUCT
  • CIVILIZATION uygarlık
  • MILLENNIUM milenyum
  • REMARKABLE olağanüstü
  • CONSTRUCT inşa etmek
  • WATERFALL şelale
  • HISTORIAN tarihçi
  • LEGENDARY efsanevi
  • SKILFUL becerikli
  • LADDER merdiven
  • MUSEUM müze
  • WORKER işçi
  • RESCUE kurtarmak
  • TOMB türbe
  • BOOK yer ayırtmak

Test

Kelimenin doğru anlamını işaretle.

  1. accident
    A) yer ayırtmakB) kazaC) becerikliD) olağanüstü
  2. build
    A) teleferikB) mezarlıkC) inşa etmekD) şelale
  3. buy
    A) satın almakB) yıkıntıC) koyun yetiştirmekD) korumak
  4. remarkable
    A) antik ticaret merkeziB) müzeC) olağanüstüD) tarihi yapı
  5. rescue
    A) dünyanın yedi harikasıB) antik kentC) tecrübeD) kurtarmak
  6. ancient king
    A) antik kralB) icat etmekC) tarihi yapıD) deniz feneri
  7. convention
    A) doğal mirasB) uluslararası sözleşmeC) merdivenD) dağ
  8. ancient site
    A) antik ticaret merkeziB) antik kentC) merdivenD) köle
  9. memory
    A) keşfetmekB) kazmakC) anıD) merdiven
  10. museum
    A) gelecek nesillerB) ilk çağlarC) müzeD) koyun yetiştirmek
  11. skilful
    A) efsaneviB) müzeC) uygarlıkD) becerikli
  12. gift
    A) hediyeB) olağanüstüC) mezarlıkD) milenyum

Cevap anahtarı

Eşleştirme

1–d   2–j   3–l   4–k   5–g   6–i   7–b   8–e   9–a   10–h   11–c   12–f  

Kelime avı (bulmaca)

LCIVILIZATIONE
ULSMNWRSTEMESL
BAWLOLAONREREM
ODOBEMETNUROUL
ODRRWMKGENCIIE
KEKELOUBERNSLS
SREMAUDSRNFLEL
KKRATOMBEUDARD
IOIRUOILOUWALC
LERKKALMTAMYRL
FNNAHISTORIANY
UEDBMRESCUEOIL
LNMLTURUAIIULM
FANEOCONSTRUCT

Test (çoktan seçmeli)

1-B   2-C   3-A   4-C   5-D   6-A   7-B   8-B   9-C   10-C   11-D   12-A  

Ezberledinmi.com · Oyunlukezberledinmi.com/unite-7-life-in-the-world-nature-9-sinif-ingilizce-kelime-oyunlari