9. Sınıf İngilizce için hazırlanan Ünite 5 (Life in The House and Neighbourhood) · 3. kısım ünitesinde 40 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.
9. Sınıf İngilizce – Ünite 5 (Life in The House and Neighbourhood) · 3. kısım kelimeleri
| Kelime | Anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|
| garage /ɡəˈrɑːʒ/ | garaj (noun) | He parked his car in the garage. Arabasını garaja park etti. |
| factor /ˈfæktər/ | etken (noun) | Price is a major factor in buying a car. Fiyat, araba satın alırken büyük bir etkendir. |
| furnished /ˈfɜːrnɪʃt/ | mobilyalı (adjective) | They rented a furnished apartment downtown. Şehir merkezinde mobilyalı bir daire kiraladılar. |
| lamp /læmp/ | lamba (noun) | Turn on the lamp please. Lütfen lambayı aç. |
| heritage /ˈherɪtɪdʒ/ | miras (noun) | We must protect our cultural heritage. Kültürel mirasımızı korumalıyız. |
| elegant /ˈelɪɡənt/ | zarif (adjective) | She wore an elegant black dress. Zarif bir siyah elbise giymişti. |
| equal /ˈiːkwəl/ | eşit (adjective) | All citizens are equal before the law. Tüm vatandaşlar kanun önünde eşittir. |
| sitting room /ˈsɪtɪŋ ruːm/ | oturma odası (noun) | We sat together in the sitting room. Oturma odasında birlikte oturduk. |
| decade /ˈdɛkeɪd/ | on yıl (noun) | She lived in Paris for a decade. On yıl Paris'te yaşadı. |
| crowded /ˈkraʊdɪd/ | kalabalık (adjective) | The train was very crowded today. Tren bugün çok kalabalıktı. |
| coffee table /ˈkɒfi ˌteɪbl/ | sehpa (noun) | She put her mug on the coffee table. Kupasını sehpaya koydu. |
| interior /ɪnˈtɪəriər/ | iç kısım (noun) | The interior of the house was very dark. Evin iç kısmı oldukça karanlıktı. |
| look forward /lʊk ˈfɔːrwərd/ | dört gözle beklemek (verb) | I look forward to seeing you. Seni görmeyi dört gözle bekliyorum. |
| advantage /ədˈvɑːntɪdʒ/ | avantaj (noun) | Experience is a big advantage in this job. Bu meslekte tecrübe büyük bir avantajdır. |
| curtain /ˈkɜːtən/ | perde (noun) | She opened the curtain to let the sun in. Güneşin içeri girmesi için perdeyi açtı. |
| spiritual /ˈspɪrɪtʃuəl/ | manevi (adjective) | She finds peace through spiritual practice. Manevi pratikler yoluyla huzur buluyor. |
| contribute /kənˈtrɪbjuːt/ | katkıda bulunmak (verb) | Everyone can contribute to the project. Herkes projeye katkıda bulunabilir. |
| prevent /prɪˈvent/ | engellemek (verb) | This medicine can prevent disease. Bu ilaç hastalığı önleyebilir. |
| national grid /ˌnæʃnəl ˈɡrɪd/ | ulusal elektrik şebekesi (noun) | A storm caused damage to the national grid. Bir fırtına ulusal elektrik şebekesine zarar verdi. |
| high-storey /ˈhaɪ ˈstɔːri/ | çok katlı (adjective) | They live in a high-storey building. Çok katlı bir binada yaşıyorlar. |
| unity /ˈjuːnəti/ | birlik (noun) | Unity is strength. Birlik güçtür. |
| cooker /ˈkʊkə/ | ocak (noun) | Turn off the cooker before you leave. Çıkmadan önce ocağı kapat. |
| mirror /ˈmɪrər/ | ayna (noun) | She looked at herself in the mirror. Aynada kendisine baktı. |
| insect /ˈɪn.sekt/ | böcek (noun) | An insect bit my arm. Bir böcek kolumu ısırdı. |
| public transport /ˌpʌblɪk ˈtrænspɔːt/ | toplu taşıma (noun) | I use public transport to go to work. İşe gitmek için toplu taşıma kullanıyorum. |
| garden /ˈɡɑːrdn/ | bahçe (noun) | They grow tomatoes in their garden. Bahçelerinde domates yetiştiriyorlar. |
| resource /ˈriːsɔːrs/ | kaynak (noun) | We have limited resources. Sınırlı kaynaklarımız var. |
| keep up with /kiːp ˈʌp wɪð/ | ayak uydurmak (phrasal verb) | Try to keep up with the class. Sınıfa ayak uydurmaya çalış. |
| heating /ˈhiːtɪŋ/ | ısıtma (noun) | The heating is not working today. Bugün ısıtma çalışmıyor. |
| terrace /ˈter.əs/ | teras (noun) | We had coffee on the sunny terrace. Güneşli terasta kahve içtik. |
| arrange /əˈreɪndʒ/ | düzenlemek (verb) | She tried to arrange the books by size. Kitapları boylarına göre düzenlemeye çalıştı. |
| utility room /juːˈtɪl.ə.ti ruːm/ | çamaşır odası (noun) | She put the dirty clothes in the utility room. Kirli kıyafetleri çamaşır odasına koydu. |
| cooling /ˈkuːlɪŋ/ | soğutma (noun) | The cooling system in the car failed. Arabadaki soğutma sistemi bozuldu. |
| cosy /ˈkəʊzi/ | samimi (adjective) | We sat by the fire in the cosy living room. Samimi oturma odasında ateşin başında oturduk. |
| dining room /ˈdaɪ.ɪŋ ruːm/ | yemek odası (noun) | We ate dinner in the dining room. Akşam yemeğini yemek odasında yedik. |
| rug /rʌɡ/ | kilim (noun) | She placed a soft rug near the bed. Yatağın yanına yumuşak bir kilim koydu. |
| wisely /ˈwaɪzli/ | akıllıca (adverb) | Choose your words wisely. Kelimelerini akıllıca seç. |
| cottage /ˈkɒtɪdʒ/ | kır evi (noun) | They live in a cozy stone cottage. Şirin bir taştan kır evinde yaşıyorlar. |
| fashion /ˈfæʃən/ | moda (noun) | She loves wearing clothes in fashion. Modaya uygun kıyafetler giymeyi sever. |
| kitchen /ˈkɪtʃən/ | mutfak (noun) | She is cooking in the kitchen. O, mutfakta yemek pişiriyor. |
Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır
Bu kelimelerle oyun oyna
✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.
Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.
Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın
9. Sınıf İngilizce Ünite 5 (Life in The House and Neighbourhood) · 3. kısım kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.
- Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
- Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
- Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
- Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
- Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.
Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.