9. Sınıf İngilizce için hazırlanan Unite 4 (Family Life Theme) · 3. kısım ünitesinde 40 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.
9. Sınıf İngilizce – Unite 4 (Family Life Theme) · 3. kısım kelimeleri
| Kelime | Anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|
| opinion /əˈpɪnjən/ | görüş (noun) | Everyone is entitled to their own opinion. Herkes kendi görüşüne sahip olma hakkına sahiptir. |
| shoot /ʃuːt/ | çekim yapmak (verb) | We will shoot the scene tomorrow. Sahnキュリティni yarın çekeceğiz. |
| creative /kriˈeɪtɪv/ | yaratıcı (adjective) | She has a very creative mind. Çok yaratıcı bir zihni var. |
| fix /fɪks/ | tamir etmek (verb) | Can you fix my broken watch? Kırık saatimi tamir edebilir misin? |
| publish /ˈpʌblɪʃ/ | yayımlamak (verb) | She wants to publish her first novel. O, ilk romanını yayımlamak istiyor. |
| behaviour /bɪˈheɪvjər/ | davranış (noun) | His behaviour was unacceptable. Onun davranışı kabul edilemezdi. |
| change /tʃeɪndʒ/ | değişiklik (noun) | We need to make some changes. Bazı değişiklikler yapmalıyız. |
| own business /əʊn ˈbɪz.nɪs/ | kendi işi (phrase) | She runs her own business successfully. Kendi işini başarıyla yürütüyor. |
| degree /dɪˈɡriː/ | diploma (noun) | She earned a degree in physics. Fizik alanında bir diploma aldı. |
| lawyer /ˈlɔɪər/ | avukat (noun) | She hired a good lawyer. İyi bir avukat tuttu. |
| take care of /teɪk keər ɒv/ | ilgilenmek (phrase) | Can you take care of my dog? Köpeğimle ilgilenebilir misin? |
| respected /rɪˈspektɪd/ | saygın (adjective) | She is a respected scientist in her field. O, alanında saygın bir bilim insanıdır. |
| botany /ˈbɒtəni/ | bitki bilimi (noun) | She is studying botany at university. Üniversitede bitki bilimi okuyor. |
| support /səˈpɔːrt/ | desteklemek (verb) | I will always support your decisions. Kararlarını her zaman destekleyeceğim. |
| client /ˈklaɪ.ənt/ | müşteri (noun) | The lawyer met with his client today. Avukat bugün müfettişiyle görüştü. |
| campaign /kæmˈpeɪn/ | kampanya (noun) | They launched a new advertising campaign. Yeni bir reklam kampanyası başlattılar. |
| receive /rɪˈsiːv/ | almak (verb) | Did you receive my email? E-postamı aldın mı? |
| independence /ˌɪndɪˈpɛndəns/ | bağımsızlık (noun) | The country fought for its independence. Ülke bağımsızlığı için savaştı. |
| brand /brænd/ | marka (noun) | This is my favorite clothing brand. Bu benim favori giyim markam. |
| software /ˈsɒftwɛər/ | yazılım (noun) | She installed new software on her laptop. Dizüstü bilgisayarına yeni bir yazılım yükledi. |
| accounting firm /əˈkaʊntɪŋ fɜːm/ | muhasebe bürosu (noun) | She works at a large accounting firm. Büyük bir muhasebe bürosunda çalışıyor. |
| court /kɔːt/ | mahkeme (noun) | The case will go to court. Dava mahkemeye intikal edecek. |
| unique /juːˈniːk/ | benzersiz (adjective) | Every person has a unique fingerprint. Her insanın benzersiz bir parmak izi vardır. |
| teenage /ˈtiːn.ɪdʒ/ | ergen (adjective) | She has a teenage son. Onun ergen bir oğlu var. |
| hero /ˈhɪəroʊ/ | kahraman (noun) | He is a true hero. O gerçek bir kahraman. |
| medication /ˌmedɪˈkeɪʃn/ | ilaç (noun) | Take this medication twice a day. Bu ilacı günde iki kez alın. |
| farmer /ˈfɑːrmər/ | çiftçi (noun) | The farmer works hard every morning. Çiftçi her sabah çok çalışır. |
| leisure centre /ˈleʒ.ə ˌsen.tər/ | spor kompleksi (noun) | We go swimming at the local leisure centre. Yerel spor merkezinde yüzmeye gidiyoruz. |
| interview /ˈɪntəvjuː/ | mülakat (noun) | She has a job interview tomorrow. Yarın iş görüşmesi var. |
| countryside /ˈkʌntrisɑɪd/ | kırsal alan (noun) | They live in the countryside. Kırsal alanda yaşıyorlar. |
| content creator /ˈkɒntɛnt kriˌeɪtə/ | içerik üreticisi (noun) | She is a popular content creator on YouTube. O, YouTube'da popüler bir içerik üreticisidir. |
| empire /ˈɛmpaɪər/ | imparatorluk (noun) | The Roman Empire lasted for centuries. Roma İmparatorluğu yüzyıllarca sürdü. |
| photographer /fəˈtɒɡrəfə(r)/ | fotoğrafçı (noun) | The photographer took a picture of the bride. Fotoğrafçı gelinin fotoğrafını çekti. |
| protect /prəˈtɛkt/ | korumak (verb) | Wear a helmet to protect your head. Başını korumak için kask tak. |
| bank clerk /bæŋk klɑːk/ | banka memuru (noun) | The bank clerk helped me open an account. Banka memuru hesap açmama yardım etti. |
| data /ˈdeɪtə/ | veri (noun) | The data shows a steady increase. Veriler istikrarlı bir artış gösteriyor. |
| overcome /ˌoʊvərˈkʌm/ | üstesinden gelmek (verb) | She managed to overcome her fear of heights. Yükseklik korkusunun üstesinden gelmeyi başardı. |
| grandfather /ˈɡrændfɑːðər/ | dede (noun) | My grandfather tells great stories. Dedem harika hikayeler anlatır. |
| neighbourhood /ˈneɪbəhʊd/ | mahalle (noun) | I live in a quiet neighbourhood. Sakin bir mahallede yaşıyorum. |
| plant /plænt/ | bitki (noun) | Water the plant every day. Bitkiyi her gün sula. |
Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır
Bu kelimelerle oyun oyna
✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.
Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.
Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın
9. Sınıf İngilizce Unite 4 (Family Life Theme) · 3. kısım kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.
- Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
- Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
- Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
- Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
- Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.
Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.