9. Sınıf İngilizce için hazırlanan Ünite 3 (Personal Life: Physical Appearance – Personality) · 1. kısım ünitesinde 40 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.
9. Sınıf İngilizce – Ünite 3 (Personal Life: Physical Appearance – Personality) · 1. kısım kelimeleri
| Kelime | Anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|
| umbrella /ʌmˈbrɛlə/ | şemsiye (noun) | Take an umbrella because it is raining. Yağmur yağıyor, yanına bir şemsiye al. |
| generous /ˈdʒenərəs/ | cömert (adjective) | She was generous with her time. O, zamanı konusunda cömertti. |
| collaboration /kəˌlæbəˈreɪʃn/ | iş birliği (noun) | This project is a collaboration between two universities. Bu proje iki üniversite arasında bir iş birliğidir. |
| quiet /ˈkwaɪ.ət/ | sessiz (adjective) | Please be quiet in the library. Lütfen kütüphanede sessiz olun. |
| careful /ˈkeərfəl/ | dikkatli (adjective) | Be careful with that glass. O bardakla dikkatli ol. |
| blonde /blɒnd/ | sarışın (adjective) | She has beautiful blonde hair. Onun güzel sarışın saçları var. |
| statesperson /ˈsteɪtsˌpɜːrsən/ | devlet adamı (noun) | She was widely regarded as a wise statesperson. O, bilge bir devlet adamı olarak kabul görüyordu. |
| leather vest /ˈleðər vɛst/ | deri yelek (noun) | He wore a black leather vest. Siyah bir deri yelek giymişti. |
| forgetful /fərˈɡet.fəl/ | unutkan (adjective) | My grandfather is getting a bit forgetful. Büyükbabam biraz unutkanlaşmaya başladı. |
| dish /dɪʃ/ | yemek (noun) | This is my favorite dish. Bu benim en sevdiğim yemek. |
| successful /səkˈsesfl/ | başarılı (adjective) | She is a successful doctor. O başarılı bir doktordur. |
| according /əˈkɔːrdɪŋ/ | göre (preposition) | According to the report, it will rain. Rapora göre yağmur yağacak. |
| chase /tʃeɪs/ | kovalamak (verb) | The dog likes to chase cats. Köpek kedileri kovalamayı sever. |
| gentle /ˈdʒɛntəl/ | nazik (adjective) | She has a gentle voice. Onun nazik bir sesi var. |
| twin /twɪn/ | ikiz (noun) | She gave birth to healthy twin boys. Sağlıklı ikiz erkek çocukları dünyaya getirdi. |
| bold /boʊld/ | atılgan (adjective) | It was a bold decision. Atılgan bir karardı. |
| charming /ˈtʃɑːrmɪŋ/ | büyüleyici (adjective) | She lives in a charming little house. Büyüleyici küçük bir evde yaşıyor. |
| issue /ˈɪʃuː/ | sorun (noun) | We need to discuss this issue. Bu sorunu tartışmamız gerekiyor. |
| reminder /rɪˈmaɪndər/ | hatırlatıcı (noun) | Set a reminder for the meeting. Toplantı için bir hatırlatıcı kur. |
| swimming /ˈswɪmɪŋ/ | yüzme (noun) | Swimming is my favorite summer sport. Yüzme benim en sevdiğim yaz sporudur. |
| religion /rɪˈlɪdʒən/ | din (noun) | Everyone has the right to freedom of religion. Herkes din ve vicdan ozgurlugune sahiptir. |
| attendance /əˈtɛndəns/ | katılım (noun) | Attendance at the meeting is mandatory. Toplantıya katılım zorunludur. |
| geometry /dʒiˈɒm.ə.tri/ | geometri (noun) | She loves solving complex geometry problems. Karmaşık geometri problemlerini çözmeyi sever. |
| stressful /ˈstresfəl/ | stresli (adjective) | My new job is very stressful. Yeni işim çok stresli. |
| playful /ˈpleɪfəl/ | oyuncu (adjective) | The playful puppy chased the ball. Oyuncu köpekyavrusu topu kovaladı. |
| century /ˈsɛntʃəri/ | yüzyıl (noun) | We live in the 21st century. Yirmi birinci yüzyılda yaşıyoruz. |
| international /ˌɪntəˈnæʃnəl/ | uluslararası (adjective) | It is an international company. Bu uluslararası bir şirket. |
| try on /traɪ ɒn/ | denemek (phrasal verb) | Can I try on this red jacket? Bu kırmızı ceketi deneyebilir miyim? |
| passionate /ˈpæʃənət/ | tutkulu (adjective) | She is passionate about music. O, müziğe tutkuludur. |
| leather jacket /ˈleðər ˈdʒækɪt/ | deri ceket (noun) | He wore a black leather jacket. Siyah bir deri ceket giydi. |
| in addition to /ɪn əˈdɪʃən tuː/ | ek olarak (phrase) | In addition to English, she speaks French. İngilizceye ek olarak Fransızca konuşuyor. |
| calm /kɑːm/ | sakin (adjective) | Try to stay calm during the test. Test sırasında sakin kalmaya çalış. |
| detective hat /dɪˈtɛktɪv hæt/ | geyik avı şapkası (noun) | He wore a classic detective hat. Klasik bir dedektif şapkası takmıştı. |
| skinny /ˈskɪni/ | bir deri bir kemik (adjective) | He is too skinny. O çok zayıf. |
| driver /ˈdraɪvər/ | şoför (noun) | The bus driver was very polite. Otobüs şoförü çok kibardı. |
| president /ˈprɛzɪdənt/ | başkan (noun) | She was elected president of the company. Şirketin başkanı seçildi. |
| therefore /ˈðeəfɔːr/ | bu nedenle (adverb) | She was late; therefore, she missed the meeting. O geç kalmıştı; bu nedenle toplantıyı kaçırdı. |
| area /ˈeəriə/ | alan (noun) | This area is very quiet. Bu alan oldukça sessiz. |
| curly /ˈkɜːli/ | kıvırcık (adjective) | She has lovely curly hair. O, çok güzel kıvırcık saçlara sahip. |
| headband /ˈhɛd.bænd/ | saç bandı (noun) | She wore a bright red headband during the match. Maç sırasında parlak kırmızı bir saç bandı taktı. |
Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır
Bu kelimelerle oyun oyna
✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.
Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.
Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın
9. Sınıf İngilizce Ünite 3 (Personal Life: Physical Appearance – Personality) · 1. kısım kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.
- Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
- Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
- Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
- Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
- Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.
Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.