9. Sınıf İngilizce için hazırlanan Ünite 1 (My school Theme) · 1. kısım ünitesinde 40 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.
9. Sınıf İngilizce – Ünite 1 (My school Theme) · 1. kısım kelimeleri
| Kelime | Anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|
| taste /teɪst/ | tatmak, tadına bakmak (verb) | Taste the soup to see if it needs salt. Tuz isteyip istemediğini anlamak için çorbayı tadın. |
| monument /ˈmɒn.jə.mənt/ | anıt, tarihi yapı (noun) | They visited the ancient monument. Eski anıtı ziyaret ettiler. |
| sunset /ˈsʌn.set/ | gün batımı, akşamüstü (noun) | We watched the sunset from the beach. Sahilden gün batımını izledik. |
| native language /ˈneɪ.tɪv ˈlæŋ.ɡwɪdʒ/ | anadil, ana dil (noun) | Her native language is Spanish. Onun ana dili İspanyolcadır. |
| art museum /ˈɑːrt mjuːˌziːəm/ | sanat müzesi (noun) | We visited a famous art museum in Paris. Paris'te ünlü bir sanat müzesi ziyaret ettik. |
| cybersecurity /ˈsaɪbərsɪkjʊrəti/ | siber güvenlik (noun) | Good cybersecurity protects your personal data. İyi bir siber güvenlik kişisel verilerinizi korur. |
| country /ˈkʌntri/ | ülke, vatan, devlet (noun) | France is a beautiful country. Fransa güzel bir ülkedir. |
| relax /rɪˈlæks/ | dinlenmek, rahatlamak (verb) | I like to relax on the sofa. Kanepede dinlenmeyi severim. |
| explore /ɪkˈsplɔːr/ | keşfetmek, incelemek, araştırmak (verb) | We want to explore the old city tomorrow. Yarın eski şehri keşfetmek istiyoruz. |
| tourist spot /ˈtʊərɪst spɒt/ | turistik yer, cazibe merkezi (noun) | We visited all the major tourist spots in Rome. Roma'daki tüm önemli turistik yerleri ziyaret ettik. |
| ticket /ˈtɪkɪt/ | bilet, pas (noun) | I bought a train ticket to London. Londra'ya bir tren bileti aldım. |
| silk road /ˈsɪlk roʊd/ | ipek yolu (noun) | Merchants traveled across the Silk Road to trade spices. Tüccarlar baharat ticareti yapmak için İpek Yolu'nu aştı. |
| local market /ˈloʊ.kəl ˈmɑːr.kɪt/ | yerel pazar, semt pazarı (noun) | We bought fresh fruit at the local market. Yerel pazardan taze meyve aldık. |
| magnificent /mæɡˈnɪfɪsnt/ | görkemli, muhteşem, muazzam (adjective) | We had a magnificent view from the hotel. Otelden muhteşem bir manzaramız vardı. |
| traditional /trəˈdɪʃənəl/ | geleneksel, ananevi (adjective) | We had a traditional Sunday dinner. Geleneksel bir pazar yemeği yedik. |
| run a business /rʌn ə ˈbɪznɪs/ | işletme yönetmek, şirket idare etmek (phrase) | She runs a small business in town. Şehirde küçük bir işletme yürütüyor. |
| opportunity /ˌɒpəˈtjuːnəti/ | fırsat, imkan, şans (noun) | This is a great opportunity for us. Bu bizim için harika bir fırsat. |
| ancient /ˈeɪn.ʃənt/ | antik, çok eski (adjective) | They explored the ancient ruins of Rome. Roma'nın antik kalıntılarını keşfettiler. |
| also /ˈɔːl.soʊ/ | ayrıca, da, de (adverb) | She likes reading, and she also writes books. O okumayı sever ve ayrıca kitaplar yazar. |
| surf /sɜːf/ | sörf yapmak, dalgada kaymak (verb) | He loves to surf in the morning. O, sabahları sörf yapmayı sever. |
| memorable /ˈmɛmərəbəl/ | unutulmaz, akılda kalıcı (adjective) | It was a truly memorable evening. Gerçekten unutulmaz bir akşamdı. |
| online threat /ˈɒn.laɪn θret/ | çevrim içi tehdit, internet tehdidi (noun) | Businesses must protect themselves against every online threat. İşletmeler kendilerini her türlü çevrim içi tehdide karşı korumalıdır. |
| palace /ˈpælɪs/ | saray, ihtişamlı yapı (noun) | The king lives in a huge palace. Kral devasa bir sarayda yaşıyor. |
| history /ˈhɪstəri/ | tarih, geçmiş (noun) | She loves reading about ancient history. O, antik tarihi okumayı sever. |
| vocational school /voʊˈkeɪʃənəl skuːl/ | meslek lisesi, teknik okul (noun) | He enrolled in a vocational school to learn carpentry. Marangozluk öğrenmek için bir meslek okuluna kaydoldu. |
| climatic contrast /klaɪˈmætɪk ˈkɒntrɑːst/ | iklim kontrastı, iklim tezatı (noun) | The climatic contrast between north and south is huge. Kuzey ve güney arasındaki iklim farklılığı çok büyüktür. |
| citizen /ˈsɪtɪzn/ | vatandaş, yurttaş (noun) | She became a citizen last year. Geçen yıl vatandaş oldu. |
| narrow /ˈnærəʊ/ | dar, basık (adjective) | The street is very narrow. Bu sokak çok dar. |
| digital world /ˈdɪdʒɪtəl wɜːld/ | dijital dünya, sanal alem (noun) | Children grow up fast in the digital world. Çocuklar dijital dünyada hızlı büyüyor. |
| destination /ˌdɛstɪˈneɪʃən/ | varış noktası, gidilecek yer (noun) | Paris is our final destination. Paris son varış noktamızdır. |
| prevent /prɪˈvent/ | engellemek, önüne geçmek (verb) | Wash your hands to prevent illness. Hastalığı önlemek için ellerini yıka. |
| get a promotion /ɡɛt ə prəˈmoʊʃən/ | terfi etmek, yükselmek (phrase) | She hopes to get a promotion this year. Bu yıl terfi almayı umuyor. |
| amazing /əˈmeɪzɪŋ/ | harika, şaşırtıcı (adjective) | The view from the top was amazing. Zirveden manzara harikaydı. |
| worth seeing /wɜːθ ˈsiːɪŋ/ | görmeye değer (adjective) | The museum is definitely worth seeing. Bu müze kesinlikle görmeye değer. |
| national holiday /ˈnæʃənəl ˈhɒlədeɪ/ | ulusal bayram, resmi tatil (noun) | Republic Day is a great national holiday. Cumhuriyet Bayramı harika bir ulusal bayramdır. |
| rich history /rɪtʃ ˈhɪstəri/ | köklü geçmiş, zengin tarih (phrase) | The ancient city has a rich history. Antik kentin zengin bir tarihi var. |
| climate /ˈklaɪmət/ | iklim (noun) | They moved to a warmer climate. Daha sıcak bir iklime taşındılar. |
| order /ˈɔːrdər/ | sipariş etmek (verb) | Are you ready to order? Sipariş vermeye hazır mısınız? |
| glacier /ˈɡlæsiər/ | buzul (noun) | The glacier is melting rapidly due to climate change. İklim değişikliği nedeniyle buzul hızla eriyor. |
| natural wonder /ˈnætʃərəl ˈwʌndər/ | doğal harika (noun) | The Grand Canyon is a breathtaking natural wonder. Büyük Kanyon nefes kesici bir doğal harikadır. |
Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır
Bu kelimelerle oyun oyna
✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.
Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.
Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın
9. Sınıf İngilizce Ünite 1 (My school Theme) · 1. kısım kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.
- Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
- Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
- Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
- Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
- Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.
Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.