10. Sınıf İngilizce için hazırlanan Theme 3 – (Personal Life & Well-Being) · 2. kısım ünitesinde 40 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.
10. Sınıf İngilizce – Theme 3 – (Personal Life & Well-Being) · 2. kısım kelimeleri
| Kelime | Anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|
| vomit /ˈvɒmɪt/ | kusmak (verb) | The sick child began to vomit. Hasta çocuk kusmaya başladı. |
| breathe /briːð/ | nefes almak (verb) | I breathe air. Hava nefes alırım. |
| cough /kɒf/ | öksürük (noun) | I have a bad cough today. Bugün kötü bir öksürüğüm var. |
| fever /ˈfiːvər/ | ateş (noun) | She has a fever today. Bugün onun ateşi var. |
| sore throat /ˈsɔːr θroʊt/ | boğaz ağrısı (noun) | I have a sore throat. Boğazım ağrıyor. |
| smart casual /smɑːrt ˈkæʒuəl/ | gündelik şıklık (noun) | The office dress code is smart casual. Ofis kıyafet kuralı gündelik şıklıktır. |
| vintage /ˈvɪntɪdʒ/ | nostaljik (adjective) | She wears vintage clothes every day. O her gün nostaljik kıyafetler giyer. |
| classy /ˈklɑːsi/ | kaliteli (adjective) | She wears classy clothes every day. O her gün kaliteli kıyafetler giyer. |
| well-dressed /ˌwel ˈdrest/ | şık (adjective) | He is well-dressed today. O bugün çok şık. |
| stylish /ˈstaɪlɪʃ/ | şık (adjective) | She wears stylish clothes. O, şık kıyafetler giyer. |
| trendy /ˈtrendi/ | son moda (adjective) | She wears trendy clothes every day. O her gün son moda kıyafetler giyer. |
| neat /niːt/ | düzenli (adjective) | Her desk is always very neat. Onun masası her zaman çok düzenlidir. |
| outfit /ˈaʊt.fɪt/ | kıyafet (noun) | I like your new outfit. Yeni kıyafetini beğendim. |
| patterned /ˈpætərnd/ | desenli (adjective) | She wears a patterned shirt. O, desenli bir gömlek giyiyor. |
| checked /tʃekt/ | kareli (adjective) | He wears a checked shirt. O, kareli bir gömlek giyiyor. |
| striped /straɪpt/ | çizgili (adjective) | I have a striped shirt. Benim çizgili bir gömleğim var. |
| floral /ˈflɔːrəl/ | çiçek desenli (adjective) | She wears a floral dress today. O bugün çiçek desenli bir elbise giyiyor. |
| plain /pleɪn/ | sade (adjective) | She wears a plain shirt. O sade bir gömlek giyiyor. |
| denim /ˈden.ɪm/ | kot kumaşı (noun) | I like denim jackets. Kot ceketleri severim. |
| leather /ˈleð.ɚ/ | deri (noun) | I have a black leather jacket. Siyah deri bir ceketim var. |
| cotton /ˈkɒtən/ | pamuk (noun) | I like cotton shirts. Pamuklu gömlekleri severim. |
| painful /ˈpeɪnfəl/ | ağrılı (adjective) | My leg is painful. Bacağım ağrıyor. |
| cheerful /ˈtʃɪəfəl/ | neşeli (adjective) | She is a cheerful girl. O, neşeli bir kızdır. |
| energetic /ˌenərˈdʒetɪk/ | enerjik (adjective) | She is very energetic today. O bugün çok enerjik. |
| hardworking /ˈhɑːrdˌwɜːrkɪŋ/ | çalışkan (adjective) | She is a hardworking student. O, çalışkan bir öğrencidir. |
| brave /breɪv/ | cesur (adjective) | He is brave. O cesurdur. |
| happiness /ˈhæpinəs/ | mutluluk (noun) | Happiness is very important. Mutluluk çok önemlidir. |
| acne /ˈæk.ni/ | sivilce (noun) | She has acne on her face. Yüzünde sivilceler var. |
| eyelash /ˈaɪ.læʃ/ | kirpik (noun) | She has long eyelashes. Onun uzun kirpikleri var. |
| eyebrow /ˈaɪ.braʊ/ | kaş (noun) | She has dark eyebrows. Onun koyu renk kaşları var. |
| forehead /ˈfɔːrhed/ | alın (noun) | She touched her forehead. Alnına dokundu. |
| chin /tʃɪn/ | çene (noun) | He has a small chin. Küçük bir çenesi var. |
| tongue /tʌŋ/ | dil (noun) | Show me your tongue. Dilini bana göster. |
| lip /lɪp/ | dudak (noun) | She has dry lips. Onun dudakları kuru. |
| shoulder /ˈʃoʊldər/ | omuz (noun) | He has broad shoulders. Onun geniş omuzları var. |
| backache /ˈbæk.eɪk/ | sırt ağrısı (noun) | I have a bad backache. Şiddetli bir sırt ağrım var. |
| stomach ache /ˈstʌmək eɪk/ | karın ağrısı (noun) | I have a stomach ache. Karın ağrım var. |
| earache /ˈɪə.reɪk/ | kulak ağrısı (noun) | I have a bad earache. Kötü bir kulak ağrım var. |
| toothache /ˈtuːθeɪk/ | diş ağrısı (noun) | I have a toothache. Bir diş ağrım var. |
| headache /ˈhɛd.eɪk/ | baş ağrısı (noun) | I have a headache. Başım ağrıyor. |
Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır
Bu kelimelerle oyun oyna
✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.
Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.
Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın
10. Sınıf İngilizce Theme 3 – (Personal Life & Well-Being) · 2. kısım kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.
- Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
- Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
- Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
- Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
- Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.
Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.