10. Sınıf İngilizce için hazırlanan Theme 1 (School Life And Education) · 1. kısım ünitesinde 40 İngilizce kelime var (B1 seviyesi). Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.
10. Sınıf İngilizce – Theme 1 (School Life And Education) · 1. kısım kelimeleri
| Kelime | Anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|
| curriculum /kəˈrɪkjʊləm/ | müfredat (noun) | Our school has a new curriculum this year. Okulumuzun bu yıl yeni bir müfredatı var. |
| extracurricular activity /ˌekstrəkəˈrɪkjələr ækˈtɪvəti/ | ders dışı etkinlik (noun) | She enjoys every extracurricular activity at her school. Okulundaki her ders dışı etkinlikten keyif alır. |
| qualification /ˌkwɒl.ɪ.fɪˈkeɪ.ʃən/ | nitelik (noun) | What qualification do you need for this job? Bu iş için hangi niteliğe ihtiyacın var? |
| vocational /vəʊˈkeɪʃənl/ | mesleki (adjective) | She studies at a vocational school. O, bir meslek okulunda okuyor. |
| perfectionist /pərˈfekʃənɪst/ | mükemmeliyetçi (noun) | She is a true perfectionist at work. O işte gerçek bir mükemmeliyetçidir. |
| internship /ˈɪntɜːnʃɪp/ | staj (noun) | She found a summer internship at a bank. Bir bankada yaz stajı buldu. |
| overwhelmed /ˌoʊvərˈwɛlmd/ | bunalmış (adjective) | She felt overwhelmed by too much work. Çok fazla işten dolayı bunalmış hissetti. |
| introverted /ˈɪntrəvɜːtɪd/ | içe dönük (adjective) | My brother is quiet and quite introverted. Erkek kardeşim sessiz ve oldukça içe dönüktür. |
| globalised /ˈɡləʊbəlaɪzd/ | küreselleşmiş (adjective) | We live in a globalised world today. Bugün küreselleşmiş bir dünyada yaşıyoruz. |
| orientation /ˌɔːriənˈteɪʃn/ | oryantasyon (noun) | The student orientation starts on Monday morning. Öğrenci oryantasyonu pazartesi sabahı başlıyor. |
| educational system /ˌɛdʒʊˈkeɪʃənəl ˈsɪstəm/ | eğitim sistemi (noun) | Our educational system needs major changes soon. Eğitim sistemimizin yakında büyük değişikliklere ihtiyacı var. |
| secondary education /ˈsek.ən.dri ˌedʒ.ʊˈkeɪ.ʃən/ | ortaöğretim (noun) | Secondary education is free for all children. Ortaöğretim tüm çocuklar için ücretsizdir. |
| cooperation /koʊˌɒp.əˈreɪ.ʃən/ | iş birliği (noun) | We need more cooperation to finish this project. Bu projeyi bitirmek için daha fazla iş birliğine ihtiyacımız var. |
| deduction /dɪˈdʌkʃən/ | çıkarım (noun) | His deduction was correct after all. Onun çıkarımı sonuç olarak doğru çıktı. |
| assumption /əˈsʌmpʃən/ | varsayım (noun) | That assumption is completely wrong. O varsayım tamamen yanlış. |
| seminar /ˈsemɪnɑːr/ | seminer (noun) | She attended an interesting seminar yesterday. O dün ilginç bir seminere katıldı. |
| upper secondary school /ˈʌpər ˈsekəndəri skuːl/ | lise (noun) | She works as a teacher at upper secondary school. O, lisede öğretmen olarak çalışıyor. |
| lower secondary school /ˈloʊ.ər ˈsek.ən.dri skuːl/ | ortaokul (noun) | She teaches math at a large lower secondary school. O, büyük bir ortaokulda matematik öğretmenliği yapıyor. |
| boarding school /ˈbɔːrdɪŋ skuːl/ | yatılı okul (noun) | He lives at a boarding school. O, bir yatılı okulda yaşıyor. |
| sculpture /ˈskʌlptʃər/ | heykel (noun) | He made a nice sculpture. O güzel bir heykel yaptı. |
| anxiety /æŋˈzaɪəti/ | kaygı (noun) | She felt great anxiety before the big exam. Büyük sınavdan önce büyük bir kaygı hissetti. |
| anxious /ˈæŋkʃəs/ | kaygılı (adjective) | She felt anxious before the big exam. Büyük sınavdan önce kendini kaygılı hissetti. |
| time management /ˈtaɪm ˌmænɪdʒmənt/ | zaman yönetimi (noun) | Good time management helps you finish tasks quickly. İyi zaman yönetimi görevleri hızlı bitirmene yardımcı olur. |
| academic /ˌækəˈdemɪk/ | akademik (adjective) | She wants a good academic future. İyi bir akademik gelecek istiyor. |
| achieve /əˈtʃiːv/ | başarmak (verb) | You can achieve your goals with hard work. Çalışarak hedeflerine ulaşabilirsin. |
| availability /əˌveɪləˈbɪləti/ | erişilebilirlik (noun) | Check the availability of tickets before booking. Rezervasyon yapmadan önce biletlerin durumunu kontrol edin. |
| opportunity /ˌɒpəˈtjuːnəti/ | fırsat (noun) | This is a great opportunity for us. Bu bizim için harika bir fırsat. |
| responsibility /rɪˌspɒnsəˈbɪləti/ | sorumluluk (noun) | This is a big responsibility for me. Bu benim için büyük bir sorumluluk. |
| certificate /sərˈtɪfɪkət/ | sertifika (noun) | She got a certificate after the computer course. Bilgisayar kursundan sonra bir sertifika aldı. |
| participate /pɑːrˈtɪsɪpeɪt/ | katılmak (verb) | Many students participate in sports every week. Birçok öğrenci her hafta spor faaliyetlerine katılır. |
| overcome /ˌoʊvərˈkʌm/ | üstesinden gelmek (verb) | She managed to overcome her big fear. Büyük korkusunun üstesinden gelmeyi başardı. |
| encourage /ɪnˈkʌrɪdʒ/ | teşvik etmek (verb) | Teachers should encourage students to ask many questions. Öğretmenler öğrencileri çok soru sormaya teşvik etmelidir. |
| robotics /roʊˈbɑːtɪks/ | robotik (noun) | She studies robotics at the university. O üniversitede robotik okuyor. |
| curiosity /ˌkjʊəriˈɒsəti/ | merak (noun) | Her curiosity helped her learn many things. Onun merakı birçok şeyi öğrenmesine yardım etti. |
| cope with /koʊp wɪð/ | başa çıkmak (verb) | She can cope with stress very well. O, stres ile çok iyi başa çıkabilir. |
| stressful /ˈstres.fəl/ | stresli (adjective) | My new job is very stressful. Yeni işim çok stresli. |
| temporary /ˈtɛmpərəri/ | geçici (adjective) | She has a temporary job for the summer. Yaz mevsimi için geçici bir işi var. |
| strategy /ˈstrætədʒi/ | strateji (noun) | We need a new strategy. Yeni bir stratejiye ihtiyacımız var. |
| religion /rɪˈlɪdʒən/ | din (noun) | People practice religion in many different ways. İnsanlar dini birçok farklı şekilde yaşarlar. |
| year group /ˈjɪər ɡruːp/ | sınıf düzeyi (noun) | My brother is in a new year group. Erkek kardeşim yeni bir sınıf düzeyinde. |
Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır
Bu kelimelerle oyun oyna
✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.
Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.
Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın
10. Sınıf İngilizce Theme 1 (School Life And Education) · 1. kısım kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.
- Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
- Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
- Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
- Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
- Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.
Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.