Theme 4 – (Family Life & Home) · 2. kısım – 10. Sınıf İngilizce Kelime Oyunları

10. Sınıf İngilizce için hazırlanan Theme 4 – (Family Life & Home) · 2. kısım ünitesinde 40 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.

10. Sınıf İngilizce – Theme 4 – (Family Life & Home) · 2. kısım kelimeleri

KelimeAnlamıÖrnek cümle
snowboarding
/ˈsnəʊbɔːdɪŋ/
snowboard yapmak (noun)I love snowboarding.
Snowboard yapmayı seviyorum.
rafting
/ˈræftɪŋ/
rafting (noun)We love rafting.
Rafting yapmayı seviyoruz.
trekking
/ˈtrekɪŋ/
doğa yürüyüşü (noun)We love trekking in the mountains.
Dağlarda doğa yürüyüşü yapmayı seviyoruz.
skating
/ˈskeɪ.tɪŋ/
paten kayma (noun)I love skating.
Paten kaymayı seviyorum.
downhill
/ˌdaʊnˈhɪl/
yokuş aşağı (adverb)The ball rolled downhill very fast.
Top yokuş aşağı çok hızlı yuvarlandı.
freezing
/ˈfriː.zɪŋ/
dondurucu (adjective)It is freezing today.
Bugün hava dondurucu.
houseboat
/ˈhaʊs.boʊt/
ev tekne (noun)They live on a houseboat.
Onlar bir ev teknede yaşıyorlar.
farmhouse
/ˈfɑːm.haʊs/
çiftlik evi (noun)They live in a big farmhouse.
Onlar büyük bir çiftlik evinde yaşıyorlar.
treehouse
/ˈtriːˌhaʊs/
ağaç ev (noun)We have a treehouse.
Bizim bir ağaç evimiz var.
cottage
/ˈkɒtɪdʒ/
kır evi (noun)They live in a small cottage.
Onlar küçük bir kır evinde yaşıyorlar.
villa
/ˈvɪlə/
villa (noun)They rent a small villa.
Küçük bir villa kiralıyorlar.
windmill
/ˈwɪnd.mɪl/
yel değirmeni (noun)The old windmill stands on the hill.
Eski yel değirmeni tepede duruyor.
hut
/hʌt/
kulübe (noun)They live in a small wooden hut.
Onlar küçük ahşap bir kulübede yaşıyorlar.
igloo
/ˈɪɡluː/
kardan ev (noun)They build an igloo.
Onlar kardan ev inşa ediyorlar.
tropical
/ˈtrɒpɪkl/
tropikal (adjective)It is hot and tropical.
Hava sıcak ve tropikaldir.
desert
/ˈdɛzərt/
çöl (noun)The desert is very hot.
Çöl çok sıcaktır.
riverside
/ˈrɪvərsaɪd/
nehir kenarı (noun)We walk by the riverside.
Nehir kenarında yürürüz.
scenery
/ˈsiːnəri/
doğa manzarası (noun)The scenery was very beautiful.
Manzara çok güzeldi.
wildlife
/ˈwaɪld.laɪf/
yaban hayatı (noun)This park protects local wildlife.
Bu park yerel yaban hayatını korur.
wooden
/ˈwʊd.ən/
tahta (adjective)The wooden box is heavy.
Tahta kutu ağırdır.
peaceful
/ˈpiːsfəl/
huzurlu (adjective)It is a peaceful town.
Burası huzurlu bir kasaba.
thriller
/ˈθrɪlər/
gerilim filmi (noun)I love watching scary thrillers at night.
Gece korkunç gerilim filmleri izlemeyi severim.
documentary
/ˌdɒkjʊˈmɛntəri/
belgesel (noun)I watch documentaries about animals.
Hayvanlar hakkında belgeseller izlerim.
sitcom
/ˈsɪt.kɒm/
durum komedisi (noun)I watch funny sitcoms every night.
Her gece eğlenceli durum komedileri izlerim.
romantic comedy
/roʊˈmæntɪk ˈkɑːmɪdi/
romantik komedi (noun)I watch romantic comedies.
Romantik komediler izlerim.
horror film
/ˈhɒr.ə fɪlm/
korku filmi (noun)I watch horror films.
Korku filmleri izlerim.
sci-fi film
/ˈsaɪ faɪ fɪlm/
bilim kurgu filmi (noun)I watch sci-fi films.
Bilim kurgu filmleri izlerim.
fiction
/ˈfɪkʃn/
kurgu (noun)She loves reading science fiction books.
O, bilim kurgu kitapları okumayı çok sever.
novel
/ˈnɒv.əl/
roman (noun)She reads novels.
O romanlar okur.
poetry
/ˈpəʊətri/
şiir (noun)She loves reading poetry.
O şiir okumayı çok sever.
career
/kəˈrɪər/
meslek (noun)She loves her career.
O mesleğini seviyor.
college
/ˈkɒlɪdʒ/
yüksekokul (noun)She goes to college.
O, yüksekokula gidiyor.
software developer
/ˈsɒftwɛə dɪˈvɛləpə/
yazılım geliştirici (noun)She works as a software developer.
O bir yazılım geliştirici olarak çalışıyor.
fisherman
/ˈfɪʃərmən/
balıkçı (noun)The fisherman catches many fish.
Balıkçı çok balık yakalar.
officer
/ˈɒfɪsə/
memur (noun)The officer stops the car.
Memur arabayı durdurur.
housework
/ˈhaʊs.wɜːk/
ev işi (noun)She does the housework.
O ev işini yapar.
sew
/suː/
dikiş dikmek (verb)She can sew well.
O iyi dikiş diker.
hiking
/ˈhaɪkɪŋ/
doğa yürüyüşü (noun)We love hiking in the mountains.
Dağlarda doğa yürüyüşü yapmayı çok seviyoruz.
cycling
/ˈsaɪklɪŋ/
bisiklet sürme (noun)Cycling is fun.
Bisiklet sürme eğlencelidir.
jogging
/ˈdʒɒɡɪŋ/
tempolu koşu (noun)Jogging is good for health.
Tempolu koşu sağlık için iyidir.

Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır

Bu kelimelerle oyun oyna

🇬🇧

English · 40 kelime

✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.

Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.

Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın

10. Sınıf İngilizce Theme 4 – (Family Life & Home) · 2. kısım kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.

  • Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
  • Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
  • Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
  • Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
  • Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.

Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.