Theme 5 – (Life in The Neighbourhood, City & Social Life) · 1. kısım – 10. Sınıf İngilizce Kelime Oyunları

10. Sınıf İngilizce için hazırlanan Theme 5 – (Life in The Neighbourhood, City & Social Life) · 1. kısım ünitesinde 40 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.

10. Sınıf İngilizce – Theme 5 – (Life in The Neighbourhood, City & Social Life) · 1. kısım kelimeleri

KelimeAnlamıÖrnek cümle
non-metropolitan
/ˌnɒnˌmɛtrəˈpɒlɪtən/
büyükşehir olmayan (adjective)They live in a quiet non-metropolitan area.
Onlar sakin, büyükşehir olmayan bir bölgede yaşıyorlar.
low-emission
/ˌləʊ ɪˈmɪʃən/
düşük emisyonlu (adjective)We need low-emission cars.
Düşük emisyonlu arabalara ihtiyacımız var.
prone
/proʊn/
yatkın (adjective)Young drivers are often more prone to making mistakes.
Genç sürücüler genellikle hata yapmaya daha yatkındır.
overcrowded
/ˌəʊvəˈkraʊdɪd/
aşırı kalabalık (adjective)The bus is overcrowded today.
Otobüs bugün aşırı kalabalık.
architecture
/ˈɑːrkɪtektʃər/
mimari (noun)I love old architecture.
Eski mimariyi seviyorum.
resident
/ˈrɛzɪdənt/
sakin (noun)Local residents complain about the heavy traffic.
Bölge sakinleri yoğun trafikten şikayet ediyor.
community
/kəˈmjuːnəti/
topluluk (noun)She helps her local community.
O, yerel topluluğuna yardım eder.
socialise
/ˈsəʊʃəlaɪz/
sosyalleşmek (verb)I like to socialise with my friends on weekends.
Hafta sonları arkadaşlarımla sosyalleşmeyi severim.
leisure
/ˈleʒər/
boş zaman (noun)I read books in my leisure.
Boş zamanımda kitap okuyorum.
destination
/ˌdɛstɪˈneɪʃən/
varış yeri (noun)We reached our destination safely.
Varış yerimize güvenle ulaştık.
domestic
/dəˈmestɪk/
iç (adjective)Domestic flights leave from this gate.
İç hat uçuşları bu kapıdan kalkar.
long-distance
/ˌlɒŋ ˈdɪstəns/
uzun mesafeli (adjective)She makes long-distance calls.
O uzun mesafeli aramalar yapıyor.
high-speed
/ˈhaɪ spiːd/
yüksek hızlı (adjective)It is a high-speed train.
O, yüksek hızlı bir trendir.
time-consuming
/ˈtaɪm kənˌsuːmɪŋ/
zaman alan (adjective)This task is very time-consuming.
Bu görev çok zaman alıyor.
time-saving
/ˈtaɪmˌseɪvɪŋ/
zaman kazandıran (adjective)This is a time-saving tool.
Bu zaman kazandıran bir alettir.
efficient
/ɪˈfɪʃnt/
verimli (adjective)This new car is very efficient.
Bu yeni araba çok verimli.
convenient
/kənˈviːniənt/
kullanışlı (adjective)This small car is very convenient.
Bu küçük araba çok kullanışlı.
reliable
/rɪˈlaɪəbl/
güvenilir (adjective)He is a reliable friend.
O güvenilir bir arkadaştır.
unreliable
/ˌʌnrɪˈlaɪəbəl/
güvenilmez (adjective)His car is very old and unreliable.
Onun arabası çok eski ve güvenilmez.
ineffective
/ˌɪnɪˈfɛktɪv/
etkisiz (adjective)His medicine was ineffective.
Onun ilacı etkisizdi.
affordable
/əˈfɔːrdəbl/
ekonomik (adjective)They sell affordable clothes.
Onlar ekonomik kıyafetler satıyorlar.
reasonable
/ˈriːznəbl/
makul (adjective)The price of this coat is very reasonable.
Bu montun fiyatı oldukça makul.
eco-friendly
/ˌiː.koʊˈfrend.li/
çevre dostu (adjective)We use eco-friendly bags at the local market.
Yerel pazarda çevre dostu çantalar kullanıyoruz.
polluting
/pəˈluːtɪŋ/
kirletici (adjective)Polluting factories damage our clean nature.
Kirletici fabrikalar temiz doğamıza zarar verir.
transform
/trænsˈfɔːm/
dönüştürmek (verb)This app can transform your photos easily.
Bu uygulama fotoğraflarınızı kolayca dönüştürebilir.
modernise
/ˈmɒdənaɪz/
modernleştirmek (verb)They want to modernise the old town.
Eski kasabayı modernleştirmek istiyorlar.
charity
/ˈtʃærəti/
hayır kurumu (noun)She gives money to charity.
O, hayır kurumuna para verir.
harmony
/ˈhɑːrməni/
uyum (noun)They live together in perfect harmony.
Onlar mükemmel bir uyum içinde birlikte yaşıyorlar.
luxury
/ˈlʌkʃəri/
lüks (noun)They live in luxury.
Onlar lüks içinde yaşıyorlar.
mansion
/ˈmænʃən/
malikâne (noun)They live in a big mansion.
Onlar büyük bir malikânede yaşıyorlar.
facility
/fəˈsɪlɪti/
tesis (noun)The city has a new sports facility.
Şehrin yeni bir spor tesisi var.
public transport
/ˈpʌblɪk ˈtrænspɔːt/
toplu taşıma (noun)Public transport is cheap here.
Burada toplu taşıma ucuzdur.
the Underground
/ði ˈʌndəɡraʊnd/
metro (noun)I take the Underground to work.
İşe metroyla giderim.
blood pressure
/ˈblʌd ˌpreʃ.ər/
tansiyon (noun)My blood pressure is normal.
Tansiyonum normal.
check-up
/ˈtʃɛkˌʌp/
genel sağlık kontrolü (noun)I need a check-up.
Bir genel sağlık kontrolüne ihtiyacım var.
first-aid kit
/ˈfɜːst eɪd kɪt/
ilk yardım çantası (noun)She opens the first-aid kit.
O, ilk yardım çantasını açıyor.
bandage
/ˈbændɪdʒ/
sargı (noun)He put a bandage on his hand.
Eline bir sargı koydu.
pharmacist
/ˈfɑːrməsɪst/
eczacı (noun)The pharmacist gave me medicine.
Eczacı bana ilaç verdi.
pharmacy
/ˈfɑːrməsi/
eczane (noun)Go to the pharmacy now.
Şimdi eczaneye git.
veterinary clinic
/ˈvɛtərɪnəri ˈklɪnɪk/
veteriner kliniği (noun)The veterinary clinic is open today.
Veteriner kliniği bugün açık.

Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır

Bu kelimelerle oyun oyna

🇬🇧

English · 40 kelime

✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.

Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.

Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın

10. Sınıf İngilizce Theme 5 – (Life in The Neighbourhood, City & Social Life) · 1. kısım kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.

  • Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
  • Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
  • Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
  • Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
  • Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.

Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.