9. Sınıf İngilizce için hazırlanan Ünite 1 (My school Theme) · 2. kısım ünitesinde 40 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.
9. Sınıf İngilizce – Ünite 1 (My school Theme) · 2. kısım kelimeleri
| Kelime | Anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|
| take a trip /teɪk ə trɪp/ | geziye çıkmak, seyahat etmek (phrase) | We want to take a trip this summer. Bu yaz geziye çıkmak istiyoruz. |
| save time /seɪv taɪm/ | zaman kazanmak (phrase) | Online shopping can save time. İnternet alışverişi zaman kazandırabilir. |
| stroll through /stroʊl θruː/ | gezinmek, yürümek (phrase) | Let's stroll through the park. Hadi parkta yürüyüş yapalım. |
| enormous /ɪˈnɔːrməs/ | devasa, kocaman, çok büyük (adjective) | They live in an enormous house. Devasa bir evde yaşıyorlar. |
| experience /ɪkˈspɪəriəns/ | tecrübe, deneyim (noun) | She has a lot of experience in teaching. Onun öğretme konusunda çok tecrübesi var. |
| thermal bath /ˈθɜːrməl bæθ/ | kaplıca, termal banyo (noun) | We relaxed in the thermal bath. Kaplıcada rahatladık. |
| entrance /ˈɛntrəns/ | giriş (noun) | Meet me at the main entrance. Ana girişin orada buluşalım. |
| curious about /ˈkjʊər.i.as əˈbaʊt/ | meraklı (adjective phrase) | Children are naturally curious about the world. Çocuklar doğal olarak dünyaya karşı meraklıdır. |
| desert /ˈdɛz.ərt/ | çöl (noun) | Water is scarce in the desert. Çölde su kıttır. |
| damage /ˈdæmɪdʒ/ | zarar vermek, hasar vermek (verb) | The storm can damage the roof. Fırtına çatıya zarar verebilir. |
| castle /ˈkɑː.səl/ | kale (noun) | They visited an old stone castle on the hill. Tepedeki eski taştan kaleyi ziyaret ettiler. |
| tourist attraction /ˈtʊərɪst əˈtrækʃn/ | turistik yer (noun) | The Eiffel Tower is a major tourist attraction. Eyfel Kulesi büyük bir turist çeken yerdir. |
| ability /əˈbɪl.ə.ti/ | yetenek, beceri (noun) | She has the ability to learn languages quickly. O, dilleri hızlı bir şekilde öğrenme yeteneğine sahip. |
| indigenous /ɪnˈdɪdʒɪnəs/ | yerli, özgü (adjective) | Kangaroos are indigenous to Australia. Kangurular Avustralya'ya özgüdür. |
| family /ˈfæməli/ | aile (noun) | I love spending time with my family. Ailemle vakit geçirmeyi çok severim. |
| peaceful /ˈpiːsfʊl/ | huzurlu, sakin (adjective) | It is a very peaceful village. Burası çok huzurlu bir köy. |
| additionally /əˈdɪʃənəli/ | ek olarak, ayrıca (adverb) | Additionally, we offer free shipping. Ek olarak, ücretsiz kargo sunuyoruz. |
| population /ˌpɒpjuˈleɪʃən/ | nüfus (noun) | The city has a population of over one million. Şehrin bir milyondan fazla nüfusu var. |
| landscape /ˈlændskeɪp/ | manzara, arazi (noun) | The landscape was covered in snow. Manzara karla kaplanmıştı. |
| create /kriˈeɪt/ | yaratmak, oluşturmak (verb) | Artists create beautiful paintings. Sanatçılar güzel tablolar yaratır. |
| sporting event /ˈspɔːtɪŋ ɪˈvent/ | spor müsabakası (noun) | The stadium was packed for the sporting event. Stadyum spor etkinliği için dolup taşmıştı. |
| go sightseeing /ɡoʊ ˈsaɪtˌsiːɪŋ/ | gezip görmek (phrase) | We went sightseeing in Paris. Paris'te şehir turuna çıktık. |
| provide /prəˈvaɪd/ | sağlamak, temin etmek (verb) | The hotel provides free Wi-Fi. Otel ücretsiz kablosuz internet sağlar. |
| visit /ˈvɪzɪt/ | ziyaret etmek (verb) | I want to visit my grandparents. Büyükannem ve büyükbabamı ziyaret etmek istiyorum. |
| boat ride /boʊt raɪd/ | tekne gezisi (noun) | We enjoyed a nice boat ride on the lake. Göl üzerinde güzel bir tekne gezisinin tadını çıkardık. |
| disrespectful behaviour /ˌdɪsrɪˈspektfl bɪˈheɪvjər/ | saygısız davranış (noun phrase) | Disrespectful behaviour will not be tolerated here. Burada saygısız davranışa tolerans gösterilmeyecek. |
| capital city /ˈkæp.ɪ.təl ˈsɪt.i/ | başkent (noun) | Ankara is the capital city of Turkey. Ankara, Türkiye'nin başkentidir. |
| incredible /ɪnˈkrɛd.ə.bəl/ | inanılmaz, olağanüstü (adjective) | The view from the top was incredible. Tepeden manzara inanılmazdı. |
| lake /leɪk/ | göl (noun) | We swam in the blue lake. Mavi gölde yüzdük. |
| beach /biːtʃ/ | plaj, kumsal (noun) | We walked along the sandy beach. Kumlu plaj boyunca yürüdük. |
| valley /ˈvæli/ | vadi (noun) | The village is nestled deep in the valley. Köy vadinin derinliklerine kurulmuştur. |
| steal /stiːl/ | çalmak, hırsızlık yapmak (verb) | Someone tried to steal my car. Biri arabamı çalmaya çalıştı. |
| carpet art /ˈkɑːrpɪt ɑːrt/ | halı sanatı (noun) | She studies traditional carpet art in Istanbul. O, İstanbul'da geleneksel halı sanatı eğitimi alıyor. |
| responsible /rɪˈspɒnsəbl/ | sorumlu (adjective) | Who is responsible for this mess? Bu dağınıklıktan kim sorumlu? |
| cultural heritage /ˈkʌltʃərəl ˈherɪtɪdʒ/ | kültürel miras (noun) | We must protect our cultural heritage. Kültürel mirasımızı korumalıyız. |
| government office /ˈɡʌvənmənt ˈɒfɪs/ | devlet dairesi, resmi kurum (noun) | I need to visit the government office today. Bugün devlet dairesini ziyaret etmem gerekiyor. |
| journey /ˈdʒɜːni/ | yolculuk, seyahat (noun) | It was a long and difficult journey. Uzun ve zorlu bir yolculuktu. |
| firm /fɜːm/ | firma, şirket (noun) | She works for a law firm in London. O, Londra'da bir hukuk firmasında çalışıyor. |
| unusual /ʌnˈjuːʒuəl/ | alışılmadık, garip (adjective) | She has an unusual hobby. Onun alışılmadık bir hobisi var. |
| pay bill /peɪ bɪl/ | fatura ödemek (verb phrase) | I need to pay the electricity bill today. Bugün elektrik faturasını ödemem gerekiyor. |
Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır
Bu kelimelerle oyun oyna
✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.
Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.
Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın
9. Sınıf İngilizce Ünite 1 (My school Theme) · 2. kısım kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.
- Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
- Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
- Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
- Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
- Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.
Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.