Ünite 2 (Classroom Life Theme) · 2. kısım ünitesinde 40 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.
Ünite 2 (Classroom Life Theme) · 2. kısım kelimeleri
| Kelime | Anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|
| usually /ˈjuːʒuəli/ | genelde (adverb) | I usually drink coffee in the morning. Sabahları genelde kahve içerim. |
| write stories /raɪt ˈstɔːriz/ | hikâye yazmak (verb phrase) | She loves to write stories for children. O, çocuklar için hikâye yazmayı sever. |
| budget /ˈbʌdʒɪt/ | bütçe (noun) | We need to plan our monthly budget. Aylık bütçemizi planlamamız gerekiyor. |
| care about /kɛər əˈbaʊt/ | önemsemek (verb phrase) | I care about your health. Sağlığını önemsiyorum. |
| focus on /ˈfoʊkəs ɒn/ | odaklanmak (verb) | We must focus on the main problem. Ana probleme odaklanmalıyız. |
| development /dɪˈvɛləpmənt/ | gelişim (noun) | Child development is a fascinating field. Çocuk gelişimi büyüleyici bir alandır. |
| creativity /ˌkriːeɪˈtɪvəti/ | yaratıcılık (noun) | The job requires a lot of creativity. Bu iş bolca yaratıcılık gerektirir. |
| track /træk/ | takip etmek (verb) | We can track the package online. Paketi internet üzerinden takip edebiliriz. |
| embrace /ɪmˈbreɪs/ | benimsemek (verb) | We must embrace new technology. Yeni teknolojiyi benimsemeliyiz. |
| have a break /hæv ə breɪk/ | mola vermek (phrase) | Let's have a break now. Hadi şimdi mola verelim. |
| casual clothes /ˈkæʒuəl kləʊðz/ | günlük kıyafetler (phrase) | The office allows casual clothes on Fridays. Ofis, cumartesi günleri günlük kıyafetlere izin verir. |
| benefit /ˈbɛnɪfɪt/ | fayda (noun) | Exercise has many benefits for health. Egzersiz sağlığa birçok fayda sağlar. |
| make sure /meɪk ʃʊər/ | kesinleştirmek (phrase) | Make sure you lock the door. Kapıyı kilitlediğinden emin ol. |
| progress /ˈprəʊɡrəs/ | ilerleme (noun) | We are making good progress. İyi bir ilerleme kaydediyoruz. |
| quiet /ˈkwaɪət/ | sakin (adjective) | Please be quiet in the library. Lütfen kütüphanede sessiz olun. |
| wash one's face /wɒʃ wʌnz feɪs/ | yüzünü yıkamak (verb phrase) | I wash my face every morning. Her sabah yüzümü yıkarım. |
| on the other hand /ɒn ði ˈʌðə hænd/ | diğer yandan (phrase) | It is hard work, but on the other hand, it is fun. Bu zor bir iş, ama diğer yandan eğlenceli. |
| spontaneously /spɒnˈteɪniəsli/ | kendiliğinden (adverb) | The crowd started to applaud spontaneously. Kakalabalık kendiliğinden alkışlamaya başladı. |
| check /tʃɛk/ | kontrol etmek (verb) | Check your answers before submitting. Teslim etmeden önce cevaplarını kontrol et. |
| never /ˈnev.ɚ/ | asla (adverb) | I will never forget this day. Bu günü asla unutmayacağım. |
| always /ˈɔːl.weɪz/ | daima (adverb) | She always drinks coffee in the morning. O, sabahları daima kahve içer. |
| common /ˈkɒmən/ | yaygın (adjective) | English is a very common language. İngilizce çok yaygın bir dildir. |
| participate /pɑːrˈtɪsɪpeɪt/ | katılmak (verb) | Everyone can participate in the contest. Yarışmaya herkes katılabilir. |
| solving problems /ˈsɒlvɪŋ ˈprɒbləmz/ | problem çözme (phrase) | Solving problems is a key skill for managers. Problem çözme yöneticiler için kilit bir beceridir. |
| outfit /ˈaʊt.fɪt/ | kıyafet (noun) | She wore a stunning outfit to the party. Partiye harika bir kıyafet giydi. |
| straight /streɪt/ | doğrudan (adverb) | Go straight and turn left. Doğrudan git ve sola dön. |
| activity /ækˈtɪvəti/ | faaliyet (noun) | Outdoor activities are good for health. Açık hava faaliyetleri sağlık için iyidir. |
| make time /meɪk taɪm/ | zaman ayırmak (phrase) | You must make time for yourself. Kendine zaman ayırmalısın. |
| gym /dʒɪm/ | spor salonu (noun) | I go to the gym every morning. Her sabah spor salonuna giderim. |
| rarely /ˈreəli/ | nadiren (adverb) | We rarely see them now. Onları artık nadiren görüyoruz. |
| prepare /prɪˈpeə(r)/ | hazırlamak (verb) | She went to the kitchen to prepare dinner. Akşam yemeğini hazırlamak için mutfağa gitti. |
| do a task /duː ə tæsk/ | görev yapmak (phrase) | I need to do a task before I leave. Çıkmadan önce bir görev yapmam gerekiyor. |
| increase /ɪnˈkriːs/ | artırmak (verb) | They plan to increase production next year. Gelecek yıl üretim artırmayı planlıyorlar. |
| early /ˈɜːrli/ | erken (adjective) | We took an early train. Erken bir trenle yola çıktık. |
| organise /ˈɔːr.ɡə.naɪz/ | düzenlemek (verb) | Let's organise a party. Hadi bir parti düzenleyelim. |
| support /səˈpɔːt/ | desteklemek (verb) | I always support my friends. Arkadaşlarını her zaman desteklerim. |
| reflect /rɪˈflɛkt/ | yansıtmak (verb) | The mirror reflects light. Ayna ışığı yansıtır. |
| break /breɪk/ | mola (noun) | Let's take a ten-minute break. On dakikalık bir mola verelim. |
| work on /wɜːrk ɒn/ | üzerinde çalışmak (phrasal verb) | I need to work on my pronunciation. Telaffuzum üzerinde çalışmam gerekiyor. |
| every day /ˈɛv.ri deɪ/ | her gün (adverb) | I drink coffee every day. Her gün kahve içerim. |
Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır
Bu kelimelerle oyun oyna
✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.
Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.
Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın
Ünite 2 (Classroom Life Theme) · 2. kısım İngilizce kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.
- Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
- Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
- Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
- Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
- Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.
Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.