Ünite 2 (Classroom Life Theme) · 4. kısım ünitesinde 38 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.
Ünite 2 (Classroom Life Theme) · 4. kısım kelimeleri
| Kelime | Anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|
| identify /aɪˈdɛntɪfaɪ/ | belirlemek (verb) | Can you identify the man in this photo? Bu fotoğraftaki adamı belirleyebilir misin? |
| put clothes on /pʊt kləʊðz ɒn/ | giysilerini giymek (phrase) | Hurry up and put your clothes on! Acele et ve kıyafetlerini giy! |
| respond /rɪˈspɒnd/ | cevap vermek (verb) | She did not respond to my email. E-postama cevap vermedi. |
| neatly /ˈniːtli/ | düzenli bir şekilde (adverb) | She packed her clothes neatly. Kıyafetlerini düzenli bir şekilde yerleştirdi. |
| instead /ɪnˈstɛd/ | bunun yerine (adverb) | I will go instead. Onun yerine ben gideceğim. |
| extracurricular /ˌekstrəkəˈrɪkjələr/ | ders dışı (adjective) | She participates in many extracurricular activities. Birçok ders dışı faaliyete katılıyor. |
| set goals /sɛt ɡoʊlz/ | hedef koymak (phrase) | It is important to set goals for your career. Kariyeriniz için hedef belirlemek önemlidir. |
| Finnish /ˈfɪnɪʃ/ | Fin (adjective) | She loves traditional Finnish food. O, geleneksel Fin yemeklerini sever. |
| share /ʃer/ | paylaşmak (verb) | We can share this pizza. Bu pizzayı paylaşabiliriz. |
| comb hair /koʊm hɛər/ | saçını taramak (phrase) | She went to comb her hair. O, saçını taramaya gitti. |
| one-time /ˈwʌn.taɪm/ | tek seferlik (adjective) | This is a one-time offer. Bu tek seferlik bir tekliftir. |
| lecture /ˈlɛktʃər/ | ders (noun) | She attended a history lecture this morning. Bu sabah bir tarih dersine katıldı. |
| social event /ˈsoʊʃəl ɪˈvɛnt/ | sosyal etkinlik (noun) | The wedding was a major social event. Düğün büyük bir sosyal etkinlikti. |
| forget /fərˈɡɛt/ | unutmak (verb) | I always forget my keys. Anahtarlarımı her zaman unuturum. |
| outdoors /ˌaʊtˈdɔːrz/ | açık havada (adverb) | I love being outdoors in the summer. Yazın açık havada olmayı çok severim. |
| habit /ˈhæbɪt/ | alışkanlık (noun) | Reading before bed is a good habit. Yatmadan önce kitap okumak iyi bir alışkanlıktır. |
| attend classes /əˈtɛnd ˈklæsɪz/ | derse katılmak (phrase) | She decided to attend classes online. Çevrim içi derslere katılmaya karar verdi. |
| arrive home /əˈraɪv hoʊm/ | eve varmak (phrase) | We finally arrived home late at night. Gece geç saatte nihayet eve vardık. |
| energetic /ˌɛnərˈdʒɛtɪk/ | enerjik (adjective) | She is a very energetic child. O, çok enerjik bir çocuk. |
| modernise /ˈmɒdənaɪz/ | modernleştirmek (verb) | They plan to modernise the old factory. Eski fabrikayı modernleştirmeyi planlıyorlar. |
| effectively /ɪˈfɛktɪvli/ | fiilen (adverb) | The new law is effectively banned. Yeni yasa fiilen yasaklandı. |
| entrance exam /ˈɛntrəns ɪɡˌzæm/ | giriş sınavı (noun) | She is studying hard for her entrance exam. Giriş sınavı için sıkı bir şekilde çalışıyor. |
| weekdays /ˈwiːk.deɪz/ | hafta içi (noun) | I work from home on weekdays. Hafta içi evden çalışıyorum. |
| stay focused /steɪ ˈfoʊkəst/ | odaklanmak (phrase) | Try to stay focused during the meeting. Toplantı sırasında odaklanmaya çalış. |
| value /ˈvæl.juː/ | değer vermek (verb) | I value your advice. Tavsiyene değer veriyorum. |
| grilled /ɡrɪld/ | ızgara (adjective) | I ordered a grilled chicken salad. Izgara tavuklu salata sipariş ettim. |
| space /speɪs/ | alan (noun) | We need more space here. Burada daha fazla alana ihtiyacımız var. |
| equal chances /ˈiːkwəl ˈtʃænsɪz/ | fırsat eşitliği (noun) | We must ensure equal chances for all students. Tüm öğrenciler için fırsat eşitliği sağlamalıyız. |
| prefer /prɪˈfɜːr/ | tercih etmek (verb) | I prefer tea to coffee. Çayı kahveye tercih ederim. |
| last /lɑːst/ | sürmek (verb) | The meeting will last for an hour. Toplantı bir saat sürecek. |
| quickly /ˈkwɪkli/ | hızlıca (adverb) | She ran quickly to catch the bus. Otobüsü yakalamak için hızlıca koştu. |
| challenging /ˈtʃælɪndʒɪŋ/ | zorlayıcı (adjective) | This is a challenging puzzle. Bu zorlayıcı bir bulmaca. |
| highlight /ˈhaɪˌlaɪt/ | vurgulamak (verb) | Please highlight the key points in the text. Lütfen metindeki ana noktaları vurgulayın. |
| occasionally /əˈkeɪʒnəli/ | ara sıra (adverb) | We occasionally meet for coffee. Ara sıra kahve içmek için buluşuruz. |
| get dressed /ɡet drest/ | giyinmek (verb) | Wake up and get dressed quickly. Uyan ve çabucak giyin. |
| household chores /ˈhaʊshəʊld tʃɔːrz/ | ev işleri (noun) | We share household chores every weekend. Her hafta sonu ev işlerini paylaşırız. |
| exam /ɪɡˈzæm/ | sınav (noun) | She passed her exams easily. Sınavlarını kolayca geçti. |
| violin /ˌvaɪəˈlɪn/ | keman (noun) | She plays the violin brilliantly. O, harika bir şekilde keman çalar. |
Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır
Bu kelimelerle oyun oyna
✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.
Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.
Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın
Ünite 2 (Classroom Life Theme) · 4. kısım İngilizce kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.
- Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
- Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
- Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
- Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
- Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.
Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.