9. Sınıf İngilizce için hazırlanan Ünite 5 (Life in The House and Neighbourhood) · 2. kısım ünitesinde 40 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.
9. Sınıf İngilizce – Ünite 5 (Life in The House and Neighbourhood) · 2. kısım kelimeleri
| Kelime | Anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|
| global problem /ˈɡloʊbl ˈprɑːbləm/ | küresel sorun (noun) | Climate change is a major global problem. İklim değişikliği büyük bir küresel sorundur. |
| washing machine /ˈwɒʃɪŋ məˌʃiːn/ | çamaşır makinesi (noun) | I need to buy a new washing machine. Yeni bir çamaşır makinesi almam gerekiyor. |
| indoor /ˈɪndɔːr/ | kapalı mekân (adjective) | We play indoor tennis in winter. Kışın kapalı alanda tenis oynarız. |
| lifestyle /ˈlaɪfˌstaɪl/ | yaşam tarzı (noun) | They adopted a healthy lifestyle. Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsediler. |
| weather condition /ˈwɛðər kənˈdɪʃən/ | hava durumu (noun) | The weather condition was perfect for a picnic. Hava durumu piknik için mükemmeldi. |
| artificial intelligence /ˌɑːtɪˈfɪʃəl ɪnˈtɛlɪdʒəns/ | yapay zeka (noun) | Artificial intelligence is changing the world. Yapay zeka dünyayı değiştiriyor. |
| abroad /əˈbrɔːd/ | yurt dışında (adverb) | She studies abroad. O yurt dışında okuyor. |
| cost /kɒst/ | maliyet (noun) | The cost of living is rising. Yaşam maliyeti artıyor. |
| bedside table /ˈbɛd.saɪd ˈteɪ.bəl/ | komodin (noun) | She put her glasses on the bedside table. Gözlüklerini komodinin üzerine koydu. |
| basin /ˈbeɪ.sɪn/ | lavabo (noun) | She washed her face in the basin. Yüzünü lavaboda yıkadı. |
| chair /tʃeər/ | sandalye (noun) | Sit down on the chair. Sandalyeye otur. |
| carpet /ˈkɑːrpɪt/ | halı (noun) | They bought a new red carpet for the living room. Oturma odası için yeni kırmızı bir halı aldılar. |
| aesthetic /esˈθetɪk/ | estetik (adjective) | The building has great aesthetic appeal. Binanın harika bir estetik çekiciliği var. |
| freezer /ˈfriːzər/ | dondurucu (noun) | Put the leftover soup in the freezer. Kalan çorbayı dondurucuya koy. |
| bedroom /ˈbɛd.ruːm/ | yatak odası (noun) | My bedroom is upstairs. Yatak odam üst katta. |
| wind /wɪnd/ | rüzgar (noun) | The strong wind blew my hat away. Şiddetli rüzgar şapkamı uçurdu. |
| symbolise /ˈsɪmbəlaɪz/ | simgelemek (verb) | Doves symbolise peace. Güvercinler barışı simgeler. |
| penthouse /ˈpɛntˌhaʊs/ | çatı katı dairesi (noun) | They live in a luxury penthouse downtown. Şehir merkezinde lüks bir çatı katında yaşıyorlar. |
| prepare the table /prɪˈpeər ðə ˈteɪ.bəl/ | sofra kurmak (phrase) | Please help me prepare the table for dinner. Lütfen akşam yemeği için sofra kurmama yardım et. |
| value /ˈvæl.juː/ | değer (noun) | I always add value to my team. Takımım için her zaman değer yaratırım. |
| resident /ˈrɛzɪdənt/ | sakin (noun) | She is a resident of this town. O, bu kasabanın bir sakini. |
| societal /səˈsaɪətəl/ | toplumsal (adjective) | We face major societal challenges today. Bugün büyük toplumsal zorluklarla karşı karşıyayız. |
| tidy up /ˈtaɪ.di ʌp/ | toparlamak (phrasal verb) | Please tidy up your room before you leave. Gitmeden önce lütfen odanı toparla. |
| solar panel /ˈsoʊ.lɚ ˈpæn.əl/ | güneş paneli (noun) | They installed solar panels on the roof. Çatıya güneş panelleri kurdular. |
| wardrobe /ˈwɔːrdroʊb/ | gardırop (noun) | He hung his new suit in the wardrobe. Yeni takım elbisesini gardıroba astı. |
| historical /hɪˈstɒrɪkəl/ | tarihi (adjective) | This is a historical document. Bu tarihi bir belgedir. |
| host /həʊst/ | ağırlamak (verb) | We will host a dinner party tonight. Bu akşam bir akşam yemeği partisi ağırlayacağız. |
| for instance /fɔːr ˈɪnstəns/ | örneğin (phrase) | Many birds, for instance, fly south in winter. Birçok kuş, örneğin, kışın güneye uçar. |
| upstairs /ˌʌpˈsteəz/ | üst kata (adverb) | She went upstairs to sleep. Uyumak için üst kata çıktı. |
| downstairs /ˌdaʊnˈsteəz/ | alt katta (adverb) | She went downstairs to answer the door. Kapıyı açmak için alt kata indi. |
| storage /ˈstɔːrɪdʒ/ | depolama alanı (noun) | Our house has very little storage. Evimizde çok az depolama alanı var. |
| structure /ˈstrʌktʃər/ | yapı (noun) | The bridge has a strong steel structure. Köprünün güçlü bir çelik yapısı var. |
| amazing /əˈmeɪzɪŋ/ | harika (adjective) | The view from the top was amazing. Tepeden manzara harikaydı. |
| hoover /ˈhuːvər/ | süpürmek (verb) | I need to hoover the living room. Oturma odasını süpürmem gerekiyor. |
| increase /ɪnˈkriːs/ | artmak (verb) | Population will increase rapidly next year. Gelecek yıl nüfus hızla artacak. |
| common /ˈkɒmən/ | ortak (adjective) | They share a common interest in art. Sanata karşı ortak bir ilgi duyuyorlar. |
| watch TV /wɒtʃ tiːˈviː/ | televizyon izlemek (phrase) | I like to watch TV in the evening. Akşamları televizyon izlemeyi severim. |
| geographical /ˌdʒiːəˈɡræfɪkl/ | coğrafi (adjective) | We studied the geographical features of Italy. İtalya'nın coğrafi özelliklerini inceledik. |
| rest /rest/ | dinlenme (noun) | She needs a good rest. İyi bir dinlenmeye ihtiyacı var. |
| solution /səˈluːʃn/ | çözüm (noun) | We need to find a solution quickly. Hızla bir çözüm bulmamız gerekiyor. |
Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır
Bu kelimelerle oyun oyna
✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.
Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.
Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın
9. Sınıf İngilizce Ünite 5 (Life in The House and Neighbourhood) · 2. kısım kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.
- Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
- Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
- Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
- Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
- Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.
Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.