Ünite 6 (Life In The City – Country) · 1. kısım ünitesinde 40 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.
Ünite 6 (Life In The City – Country) · 1. kısım kelimeleri
| Kelime | Anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|
| order food /ˈɔːrdər fuːd/ | yemek sipariş etmek (phrase) | Let's order food tonight. Bu gece yemek sipariş edelim. |
| first class /ˌfɜːst ˈklɑːs/ | birinci sınıf (adjective) | We stayed in a first class hotel. Birinci sınıf bir otelde kaldık. |
| mineral water /ˈmɪnərəl ˈwɔːtər/ | maden suyu (noun) | I would like a glass of mineral water, please. Bir bardak maden suyu istiyorum, lütfen. |
| baggage /ˈbæɡɪdʒ/ | bagaj (noun) | Where can I claim my baggage? Bagajımı nereden alabilirim? |
| waitress /ˈweɪtrəs/ | garson (noun) | The waitress took our order. Garson siparişçimizi aldı. |
| tourist attraction /ˈtʊərɪst əˈtrækʃən/ | turistik yer (noun) | The museum is a major tourist attraction. Müze büyük bir turistik yerdir. |
| sweet /swiːt/ | tatlı (adjective) | This tea is very sweet. Bu çay çok tatlı. |
| luggage /ˈlʌɡɪdʒ/ | bagaj (noun) | Where is my luggage? Bagajım nerede? |
| delay /dɪˈleɪ/ | ertelemek (verb) | They had to delay the meeting. Toplantıyı ertelemek zorunda kaldılar. |
| foreign country /ˈfɔːrɪn ˈkʌntri/ | yabancı ülke (noun) | She loves traveling to a foreign country. Yabancı bir ülkeye seyahat etmeyi sever. |
| capital /ˈkæpɪtəl/ | başkent (noun) | Ankara is the capital of Turkey. Ankara Türkiye'nin başkentidir. |
| bring /brɪŋ/ | getirmek (verb) | Please bring me some water. Lütfen bana biraz su getir. |
| have some soup /hæv sʌm suːp/ | çorba içmek (phrase) | Let's have some soup for dinner. Akşam yemeğinde çorba içelim. |
| weather /ˈwɛðər/ | hava durumu (noun) | The weather is very cold today. Bugün hava çok soğuk. |
| round trip /ˈraʊnd trɪp/ | gidiş-dönüş (noun) | I need a round trip ticket to Paris. Paris için gidiş-dönüş bilet istiyorum. |
| dessert /dɪˈzɜːt/ | tatlı (noun) | We had chocolate cake for dessert. Tatlı olarak çikolatalı kek yedik. |
| huge /hjuːdʒ/ | devasa (adjective) | They live in a huge house. Devasa bir evde yaşıyorlar. |
| return ticket /rɪˈtɜːn ˈtɪkɪt/ | dönüş bileti (noun) | I would like a return ticket to London. Londra'ya bir dönüş bileti istiyordum. |
| airline /ˈɛrˌlaɪn/ | havayolu şirketi (noun) | Which airline are you flying with? Hangi havayolu şirketiyle uçuyorsun? |
| garlic /ˈɡɑːrlɪk/ | sarımsak (noun) | Add some minced garlic to the pan. Tavaya biraz kıyılmış sarımsak ekleyin. |
| spicy /ˈspaɪsi/ | baharatlı (adjective) | I love eating spicy food. Baharatlı yemek yemeyi severim. |
| passenger /ˈpæsɪndʒər/ | yolcu (noun) | All passengers must fasten their seatbelts. Tüm yolcular emniyet kemerlerini bağlamalıdır. |
| have lunch /hæv lʌntʃ/ | öğle yemeği yemek (phrase) | Let's have lunch together. Birlikte öğle yemeği yiyelim. |
| stranger /ˈstreɪndʒər/ | yabancı (noun) | Never talk to a stranger. Asla bir yabancıyla konuşma. |
| fasten seat belt /ˈfɑːsən ˈsiːt ˌbelt/ | emniyet kemeri takmak (verb phrase) | Please fasten your seat belt before takeoff. Lütfen kalkıştan önce emniyet kemerinizi takın. |
| custom /ˈkʌstəm/ | gelenek (noun) | It is their custom to light candles. Mum yakmak onların geleneğidir. |
| gate number /ɡeɪt ˈnʌmbər/ | kapı numarası (noun) | Check your boarding pass for the gate number. Kapı numarası için biniş kartınızı kontrol edin. |
| chopsticks /ˈtʃɑːp.stɪks/ | yemek çubukları (noun) | She eats sushi with chopsticks. O, suşiyi yemek çubuklarıyla yer. |
| important place /ɪmˈpɔːrtənt pleɪs/ | önemli yer (noun phrase) | Paris is an important place for art. Paris sanat için önemli bir yerdir. |
| book a flight /bʊk ə flaɪt/ | uçak bileti ayırtmak (phrase) | I need to book a flight to Paris. Paris'e uçak bileti ayırtmam gerekiyor. |
| sight /saɪt/ | manzara (noun) | The sunset was an amazing sight. Gün batımı harika bir manzaraydı. |
| beef /biːf/ | sığır eti (noun) | We had roast beef for dinner. Akşam yemeğinde sığır rosto yedik. |
| transport /ˈtrænspɔːt/ | ulaşım (noun) | Public transport is free in this city. Bu şehirde toplu taşıma ücretsizdir. |
| have the bill /hæv ðə bɪl/ | hesabı ödemek (phrase) | Let me have the bill tonight. Bu akşam hesabı ben ödeyeyim. |
| buy a ticket /baɪ ə ˈtɪkɪt/ | bilet almak (phrase) | I need to buy a ticket for the train. Tren için bilet almam gerekiyor. |
| green tea /ˌɡriːn ˈtiː/ | yeşil çay (noun) | I drink green tea every morning. Her sabah yeşil çay içerim. |
| unhealthy /ʌnˈhɛlθi/ | sağlıksız (adjective) | Fast food is unhealthy. Fast food sağlıksızdır. |
| one-way flight /wʌn ˈweɪ flaɪt/ | tek yön bilet (noun) | I booked a one-way flight to Paris. Paris için tek yön uçuş rezervasyonu yaptım. |
| board /bɔːrd/ | uçağa binmek (verb) | Passengers are ready to board the plane. Yolcular uçağa binmeye hazır. |
| single ticket /ˈsɪŋ.ɡəl ˈtɪk.ɪt/ | tek yön bilet (noun) | I would like a single ticket to London, please. Londra için tek yön bilet istesem lütfen. |
Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır
Bu kelimelerle oyun oyna
✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.
Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.
Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın
Ünite 6 (Life In The City – Country) · 1. kısım İngilizce kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.
- Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
- Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
- Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
- Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
- Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.
Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.