Ünite 8 (Life in the Universe – Future) · 3. kısım – 9. Sınıf İngilizce Kelime Oyunları

Ünite 8 (Life in the Universe – Future) · 3. kısım ünitesinde 41 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.

Ünite 8 (Life in the Universe – Future) · 3. kısım kelimeleri

KelimeAnlamıÖrnek cümle
alert medical personnel
/əˈlɜːt ˈmɛdɪkəl ˈpɜːsəˈnɛl/
sağlık personelini uyarmak (phrase)We must alert medical personnel immediately.
Sağlık personelini derhal uyar malıyız.
have a cough
/hæv ə kɒf/
öksürmek (verb phrase)I have a cough today.
Bugün öksürüğüm var.
give medicine
/ɡɪv ˈmɛd.ɪ.sɪn/
ilaç vermek (verb phrase)It is time to give medicine to the cat.
Kediye ilaç verme zamanı geldi.
plaster
/ˈplɑːstər/
yara bandı (noun)Put a plaster on your cut.
Kesenin üzerine bir yara bandı yapıştır.
take medicine
/teɪk ˈmɛd.ɪ.sɪn/
ilaç içmek (phrase)You must take medicine when you are sick.
Hasta olduğunda ilaç içmelisin.
get advice
/ɡɛt ədˈvaɪs/
tavsiye almak (phrase)You should get advice from an expert.
Bir uzmandan tavsiye almalısın.
car accident
/ˈkɑːr ˌæksɪdənt/
trafik kazası (noun)I saw a car accident on the way home.
Eve dönerken bir araba kazası gördüm.
emergency blanket
/ɪˈmɜːdʒənsi ˈblæŋkɪt/
termal battaniye (noun)The rescue team wrapped him in an emergency blanket.
Kurtarma ekibi onu bir termal battaniyeye sardı.
check yourself for injuries
/tʃɛk jʊərˈsɛlp fɔːr ˈɪndʒəriz/
yaralanıp yaralanmadığını kontrol etmek (phrase)After the fall, she stopped to check herself for injuries.
Düşmeden sonra yaralanıp yaralanmadığını kontrol etmek için durdu.
heal
/hiːl/
iyileşmek (verb)The cut on my hand will heal quickly.
Elimdeki kesik çabucak iyileşecek.
drinking herbal tea
/ˈdrɪŋkɪŋ ˈhɜːrbəl tiː/
bitki çayı içmek (phrase)She enjoys drinking herbal tea every evening.
O, her akşam bitki çayı içmekten hoşlanır.
see a doctor
/siː ə ˈdɒktə/
doktora görünmek (phrase)You should see a doctor about that cough.
O öksürük için bir doktora görünmelisin.
be conscious
/bi ˈkɒnʃəs/
bilinci yerinde olmak (phrase)The patient is conscious and breathing normally.
Hasta bilinci yerinde ve normal nefes alıyor.
medication
/ˌmɛdɪˈkeɪʃən/
ilaç (noun)Take your medication twice a day.
İlacını günde iki kez al.
high blood pressure
/ˈhaɪ blʌd ˈpreʃər/
hipertansiyon (noun)He takes medication for high blood pressure.
Yüksek tansiyon için ilaç alıyor.
survivor
/sərˈvaɪvər/
hayatta kalan (noun)There were no survivors of the crash.
Kazada hayatta kalan kimse olmadı.
calm down
/kɑːm daʊn/
sakinleşmek (phrasal verb)Please take a deep breath and calm down.
Lütfen derin bir nefes al ve sakinleş.
rescue team
/ˈrɛskjuː tiːm/
kurtarma ekibi (noun)The rescue teams arrived quickly at the scene.
Kurtarma ekipleri olay yerine hızla ulaştı.
sprained wrist
/spreɪnd rɪst/
bilek burkulması (noun)She has a sprained wrist from the fall.
Düşme yüzünden bilek burkulması var.
elevator
/ˈɛlɪveɪtər/
asansör (noun)Let's take the elevator to the fifth floor.
Beşinci kata asansörle çıkalım.
fall down the stairs
/fɔːl daʊn ðə stɛərz/
merdivenlerden düşmek (phrase)Be careful not to fall down the stairs.
Merdivenlerden düşmemeye dikkat et.
apply gel
/əˈplaɪ dʒɛl/
jel sürmek (verb phrase)Apply gel to the sore area.
Ağrıyan bölgeye jel sürün.
cardiopulmonary resuscitation
/ˌkɑːrdioʊˈpʊlməneri rɪˌsʌsɪˈteɪʃən/
kalp masajı (noun)The lifeguard performed cardiopulmonary resuscitation on the victim.
Cankurtaran kurbana kalp masajı yaptı.
cough
/kɒf/
öksürük (noun)He had a bad cough all night.
Tüm gece şiddetli bir öksürüğü vardı.
have a cold
/hæv ə koʊld/
üşütmek (phrase)I have a cold and cannot go to work.
Üşüttüm ve işe gidemiyorum.
heart attack
/ˈhɑːrt əˌtæk/
kalp krizi (noun)He suffered a massive heart attack yesterday.
Dün büyük bir kalp krizi geçirdi.
put out a fire
/pʊt aʊt ə ˈfaɪər/
yangını söndürmek (phrase)They quickly put out the fire.
Yangını hızlıca söndürdüler.
toothache
/ˈtuːθeɪk/
diş ağrısı (noun)I have a terrible toothache.
Korkunç bir diş ağrım var.
not to use the elevators
/nɒt tuː juːz ði ˈɛlɪveɪtərz/
asansörleri kullanmamak (phrase)Please remember not to use the elevators during the fire drill.
Lütfen yangın tatbikatı sırasında asansörleri kullanmamayı unutmayın.
leave immediately
/liːv ɪˈmiːdiətli/
derhal ayrılmak (phrase)We must leave immediately.
Hemen ayrılmalıyız.
escape
/ɪˈskeɪp/
kaçmak (verb)The prisoners managed to escape.
Mahkumlar kaçmayı başardı.
smoke detector
/ˈsmoʊk dɪˌtɛktər/
duman dedektörü (noun)The smoke detector went off while I was cooking.
Yemek pişirirken duman dedektörü çaldı.
bleeding
/ˈbliːdɪŋ/
kanama (noun)Apply direct pressure to stop the bleeding.
Kanamayı durdurmak için doğrudan baskı uygulayın.
backache
/ˈbæk.eɪk/
bel ağrısı (noun)Sitting all day gives me a backache.
Tüm gün oturmak bana bel ağrısı yapıyor.
paramedics
/ˌpærəˈmɛdɪks/
acil yardım teknisyenleri (noun)Paramedics arrived quickly to treat the injured driver.
Sağlık görevlileri yaralı sürücüyü tedavi etmek için hızlıca geldi.
examine
/ɪɡˈzæm.ɪn/
muayene etmek (verb)The doctor will examine you now.
Doktor şimdi seni muayene edecek.
collapsed building
/kəˈlæpst ˈbɪldɪŋ/
yıkılmış bina (noun)Rescue teams searched the collapsed building.
Kurtarma ekipleri yıkılmış binayı aradı.
allergy
/ˈæl.ɚ.dʒi/
alerji (noun)She has a severe allergy to peanuts.
Fıstığa karşı şiddetli bir alerjisi var.
scissors
/ˈsɪzərz/
makas (noun)She cut the paper with scissors.
Kâğıdı makasla kesti.
keep warm
/kiːp wɔːm/
ısınmak (phrase)Wear a coat to keep warm.
Isınmak için bir palto giy.
fall off
/fɔːl ɒf/
azalmak (verb phrase)Attendance began to fall off in winter.
Kışın katılım azalmaya başladı.

Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır

Bu kelimelerle oyun oyna

🇬🇧

English · 41 kelime

✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.

Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.

Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın

Ünite 8 (Life in the Universe – Future) · 3. kısım İngilizce kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.

  • Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
  • Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
  • Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
  • Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
  • Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.

Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.