10. Sınıf İngilizce için hazırlanan Theme 8 – (Life In The Universe & The Future) · 1. kısım ünitesinde 40 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.
10. Sınıf İngilizce – Theme 8 – (Life In The Universe & The Future) · 1. kısım kelimeleri
| Kelime | Anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|
| habitable /ˈhæbɪtəbl/ | yaşanabilir (adjective) | The old house is barely habitable today. Eski ev bugün neredeyse yaşanabilir durumda değil. |
| celestial /səˈlɛstiəl/ | göksel (adjective) | Ancient civilizations studied celestial bodies to navigate across vast oceans. Antik medeniyetler devasa okyanuslarda yön bulmak için gök cisimlerini inceledi. |
| high-resolution /ˌhaɪ ˌrɛzəˈluːʃən/ | yüksek çözünürlüklü (adjective) | This screen has high-resolution display. Bu ekran yüksek çözünürlüklü görüntüye sahip. |
| density /ˈdɛnsɪti/ | yoğunluk (noun) | Water has a higher density than ice. Suyun yoğunluğu buzunkinden daha fazladır. |
| particle /ˈpɑːrtɪkl/ | parçacık (noun) | Dust particles float in the bright room. Aydınlık odada toz parçacıkları uçar. |
| organism /ˈɔːrɡənɪzəm/ | canlı (noun) | Every organism needs water to live. Her canlı yaşamak için suya ihtiyaç duyar. |
| simulated /ˈsɪmjʊleɪtɪd/ | yapay (adjective) | The pilot used a simulated flight deck for training. Pilot eğitim için yapay bir uçuş güvertesi kullandı. |
| civilian /sɪˈvɪliən/ | sivil (noun) | Many civilians left the city. Birçok sivil şehirden ayrıldı. |
| institution /ˌɪnstɪˈtjuːʃən/ | kurum (noun) | School is an important educational institution. Okul, önemli bir eğitim kurumudur. |
| agency /ˈeɪdʒənsi/ | kurum (noun) | She works at a travel agency. O bir seyahat acentesinde çalışıyor. |
| gravity /ˈɡrævəti/ | yer çekimi (noun) | Gravity pulls objects down. Yer çekimi nesneleri aşağı çeker. |
| atmosphere /ˈætməsˌfɪər/ | atmosfer (noun) | The atmosphere is full of oxygen. Atmosfer oksijenle doludur. |
| crater /ˈkreɪtər/ | krater (noun) | The huge meteor made a deep crater. Büyük gök taşı derin bir krater oluşturdu. |
| cosmos /ˈkɒzmɒs/ | kâinat (noun) | Stars shine brightly across the vast cosmos. Yıldızlar uçsuz bucaksız kâinatta parlak bir şekilde parlıyor. |
| humankind /ˈhjuːmənˌkaɪnd/ | insanlık (noun) | Water is essential for humankind. Su, insanlık için hayati önem taşır. |
| observation /ˌɒbzəˈveɪʃn/ | gözlem (noun) | Good observation is important for science. İyi gözlem bilim için önemlidir. |
| conduct experiments /kənˈdʌkt ɪkˈspɛrɪmənts/ | deney yapmak (verb phrase) | Scientists conduct experiments in the lab every day. Bilim insanları her gün laboratuvarda deney yapar. |
| collect data /kəˈlekt ˈdeɪtə/ | veri toplamak (phrase) | Scientists collect data from different cities. Bilim insanları farklı şehirlerden veri toplar. |
| go on a spacewalk /ɡoʊ ɒn ə ˈspeɪswɔːk/ | uzay yürüyüşü yapmak (phrase) | Astronauts go on a spacewalk to fix the station. Astronotlar istasyonu tamir etmek için uzay yürüyüşü yapıyor. |
| space colony /speɪs ˈkɒləni/ | uzay kolonisi (noun) | Mars needs a space colony soon. Mars'ın yakında bir uzay kolonisine ihtiyacı var. |
| space mission /speɪs ˈmɪʃən/ | uzay görevi (noun) | The space mission was a big success. Uzay görevi büyük bir başarıydı. |
| space shuttle /ˈspeɪs ˌʃʌt.əl/ | uzay mekiği (noun) | The space shuttle lands on the runway. Uzay mekiği pistin üzerine iniş yapar. |
| space capsule /ˈspeɪs ˈkæpsuːl/ | uzay kapsülü (noun) | The space capsule landed safely. Uzay kapsülü güvenli bir şekilde indi. |
| spacecraft /ˈspeɪskræft/ | uzay aracı (noun) | The spacecraft landed safely on Mars today. Uzay aracı bugün Mars'a güvenle indi. |
| space travel /ˈspeɪs ˌtræv.əl/ | uzay yolculuğu (noun) | Space travel is very dangerous. Uzay yolculuğu çok tehlikelidir. |
| revolve /rɪˈvɒlv/ | çevresinde dönmek (verb) | The Earth revolves around the sun every year. Dünya her yıl güneşin çevresinde döner. |
| rotate /roʊˈteɪt/ | dönmek (verb) | The earth rotates around the sun. Dünya güneşin etrafında döner. |
| orbit /ˈɔːrbɪt/ | yörünge (noun) | The satellite enters Earth's orbit. Uydu Dünya'nın yörüngesine girer. |
| drift /drɪft/ | sürüklenmek (verb) | The empty boat started to drift across the calm lake. Boş kayık sakin gölün karşısına doğru sürüklenmeye başladı. |
| float /floʊt/ | süzülmek (verb) | Leaves float on the water. Yapraklar suyun üzerinde süzülür. |
| mysterious /mɪˈstɪəriəs/ | gizemli (adjective) | The house looks mysterious. Ev gizemli görünüyor. |
| breathtaking /ˈbrɛθˌteɪkɪŋ/ | nefes kesici (adjective) | The mountain view was breathtaking. Dağ manzarası nefes kesiciydi. |
| harsh /hɑːrʃ/ | zorlu (adjective) | Winter is very harsh here. Burada kış çok zorludur. |
| agriculture /ˈæɡrɪkʌltʃər/ | tarım (noun) | Agriculture is very important for our country. Tarım ülkemiz için çok önemlidir. |
| research /ˈriː.sɜːtʃ/ | araştırma (noun) | I need to do research. Araştırma yapmam gerekiyor. |
| discovery /dɪˈskʌvəri/ | keşif (noun) | This is a great discovery. Bu harika bir keşif. |
| discover /dɪˈskʌvər/ | keşfetmek (verb) | They discover a new path. Yeni bir patika keşfediyorlar. |
| advanced /ədˈvænst/ | gelişmiş (adjective) | This is an advanced class. Bu gelişmiş bir sınıf. |
| automatic /ˌɔːtəˈmætɪk/ | otomatik (adjective) | The door is automatic. Kapı otomatiktir. |
| robotic /rəʊˈbɒtɪk/ | robot gibi (adjective) | She made a robotic movement when she turned around. Arkasına döndüğünde robot gibi bir hareket yaptı. |
Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır
Bu kelimelerle oyun oyna
✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.
Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.
Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın
10. Sınıf İngilizce Theme 8 – (Life In The Universe & The Future) · 1. kısım kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.
- Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
- Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
- Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
- Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
- Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.
Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.