Theme 4 – (Family Life & Home) · 1. kısım – 10. Sınıf İngilizce Kelime Oyunları

10. Sınıf İngilizce için hazırlanan Theme 4 – (Family Life & Home) · 1. kısım ünitesinde 40 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.

10. Sınıf İngilizce – Theme 4 – (Family Life & Home) · 1. kısım kelimeleri

KelimeAnlamıÖrnek cümle
semi-detached house
/ˌsemi dɪˈtætʃt haʊs/
ikiz ev (noun)They live in a quiet semi-detached house.
Sessiz bir ikiz evde yaşıyorlar.
detached house
/dɪˈtætʃt ˈhaʊs/
müstakil ev (noun)They live in a detached house.
Onlar müstakil bir evde yaşıyorlar.
terraced house
/ˈter.əst ˌhaʊs/
sıra ev (noun)They live in a small terraced house.
Onlar küçük bir sıra evde yaşıyorlar.
attached house
/əˈtætʃt haʊs/
bitişik ev (noun)They live in a small attached house.
Onlar küçük bir bitişik evde yaşıyorlar.
extended family
/ɪkˈstɛndɪd ˈfæməli/
geniş aile (noun)My extended family is very large.
Geniş ailem çok büyüktür.
blended family
/ˈblendɪd ˈfæməli/
karma aile (noun)They live in a happy blended family.
Onlar mutlu bir karma ailede yaşıyorlar.
immediate family
/ɪˈmiːdiət ˈfæmɪli/
birinci derece aile (noun)Only immediate family can attend this wedding.
Bu düğüne sadece birinci derece aile katılabilir.
nuclear family
/ˈnuːkliər ˈfæməli/
çekirdek aile (noun)They live in a nuclear family.
Onlar çekirdek bir ailede yaşıyorlar.
distant relative
/ˈdɪstənt ˈrelətɪv/
uzak akraba (noun)She is a distant relative of mine.
O benim uzak bir akrabamdır.
half-sibling
/ˈhæf ˌsɪblɪŋ/
üvey kardeş (noun)She has a half-sibling from her father's second marriage.
Babasının ikinci evliliğinden bir üvey kardeşi var.
great-grandfather
/ˈɡreɪt ˌɡrændfɑːðər/
büyük dede (noun)My great-grandfather is very old.
Büyük dedem çok yaşlı.
great-grandmother
/ˈɡreɪt ˌɡrændmʌðər/
büyük büyükanne (noun)My great-grandmother is very old.
Büyük büyükannem çok yaşlı.
scholarship
/ˈskɒləʃɪp/
burs (noun)She won a scholarship.
O bir burs kazandı.
philosophy
/fɪˈlɒsəfi/
felsefe (noun)He studies philosophy at the university.
O, üniversitede felsefe okuyor.
economics
/ˌiːkəˈnɒmɪks/
ekonomi (noun)She studies economics at university.
O, üniversitede ekonomi okuyor.
spokesperson
/ˈspəʊksˌpɜːsən/
sözcü (noun)The company spokesperson made a short statement today.
Şirket sözcüsü bugün kısa bir açıklama yaptı.
translator
/trænzˈleɪ.tər/
çevirmen (noun)She is a good translator.
O iyi bir çevirmendir.
handicrafts
/ˈhændikrɑːfts/
el sanatları (noun)She sells local handicrafts at the weekend market.
O, hafta sonu pazarında yerel el sanatları satıyor.
household appliances
/ˈhaʊshəʊld əˈplaɪənsɪz/
beyaz eşya (noun)They bought new household appliances for their kitchen.
Mutfakları için yeni ev aletleri satın aldılar.
dishwasher
/ˈdɪʃˌwɒʃər/
bulaşık makinesi (noun)The dishwasher is on.
Bulaşık makinesi çalışıyor.
influence
/ˈɪnfluəns/
etkilemek (verb)Friends can influence your daily choices.
Arkadaşların günlük seçimlerini etkileyebilir.
contribute
/kənˈtrɪbjuːt/
katkıda bulunmak (verb)Many people contribute money to help poor children.
Birçok insan fakir çocuklara yardım etmek için para katkısında bulunur.
strengthen
/ˈstreŋ.θən/
güçlendirmek (verb)Eat fruit to strengthen your body.
Vücudunu güçlendirmek için meyve ye.
respected
/rɪˈspektɪd/
saygın (adjective)He is a respected doctor.
O saygın bir doktordur.
patience
/ˈpeɪʃns/
sabır (noun)Patience is very important.
Sabır çok önemlidir.
talented
/ˈtæləntɪd/
yetenekli (adjective)She is a talented singer.
O yetenekli bir şarkıcı.
commute
/kəˈmjuːt/
gidip gelmek (verb)I commute to work by train every day.
Her gün trenle işe gidip geliyorum.
do household chores
/duː ˈhaʊshəʊld tʃɔːrz/
ev işi yapmak (phrase)I do household chores daily.
Her gün ev işlerini yaparım.
run errands
/rʌn ˈɛrəndz/
ayak işlerini görmek (phrase)I need to run errands today.
Bugün ayak işlerimi görmem gerekiyor.
do the dusting
/duː ðə ˈdʌstɪŋ/
toz almak (phrase)I do the dusting every week.
Her hafta toz alırım.
do the ironing
/duː ði ˈaɪənɪŋ/
ütü yapmak (phrase)I do the ironing.
Ben ütü yaparım.
do the laundry
/duː ðə ˈlɔːndri/
çamaşır yıkamak (phrase)I do the laundry.
Çamaşır yıkarım.
set the table
/sɛt ðə ˈteɪbəl/
sofrayı kurmak (phrase)I set the table.
Sofrayı kuruyorum.
sibling
/ˈsɪblɪŋ/
kardeş (noun)She has one sibling.
Onun bir kardeşi var.
relative
/ˈrelətɪv/
akraba (noun)All my relatives visit us.
Bütün akrabalarımız bizi ziyaret eder.
relationship
/rɪˈleɪʃnʃɪp/
ilişki (noun)They have a good relationship.
Onların iyi bir ilişkisi var.
married
/ˈmærid/
evli (adjective)They are married.
Onlar evli.
childhood
/ˈtʃaɪldhʊd/
çocukluk (noun)My childhood was very happy.
Benim çocukluğum çok mutluydu.
extreme sports
/ɪkˈstriːm spɔːrts/
ekstrem sporlar (noun)Extreme sports are very dangerous.
Ekstrem sporlar çok tehlikelidir.
archery
/ˈɑːrtʃəri/
okçuluk (noun)She practices archery every weekend.
O, her hafta sonu okçuluk antrenmanı yapar.

Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır

Bu kelimelerle oyun oyna

🇬🇧

English · 40 kelime

✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.

Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.

Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın

10. Sınıf İngilizce Theme 4 – (Family Life & Home) · 1. kısım kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.

  • Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
  • Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
  • Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
  • Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
  • Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.

Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.