9. Sınıf İngilizce için hazırlanan Ünite 3 (Personal Life: Physical Appearance – Personality) · 4. kısım ünitesinde 35 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.
9. Sınıf İngilizce – Ünite 3 (Personal Life: Physical Appearance – Personality) · 4. kısım kelimeleri
| Kelime | Anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|
| throughout /θruːˈaʊt/ | boyunca (preposition) | It rained throughout the night. Gece boyunca yağmur yağdı. |
| massage /ˈmæsɑːʒ/ | masaj (noun) | She booked a relaxing massage. O, rahatlatıcı bir masaj rezervasyonu yaptırdı. |
| moody /ˈmuːdi/ | huysuz (adjective) | He is very moody today. Bugün çok huysuz. |
| race /reɪs/ | ırk (noun) | People of all races joined the protest. Her ırktan insan protestoya katıldı. |
| interest /ˈɪntrəst/ | ilgi (noun) | She showed a great interest in science. Bilime büyük bir ilgi gösterdi. |
| extraordinary /ɪkˈstrɔːrdnəri/ | olağanüstü (adjective) | She has an extraordinary talent for music. Müzik konusunda olağanüstü bir yeteneği var. |
| brunette /bruːˈnet/ | esmer kadın (noun) | The brunette walked into the room. Esmer kadın odaya girdi. |
| librarian /laɪˈbrɛəriən/ | kütüphaneci (noun) | The librarian helped me find a book. Kütüphaneci bir kitap bulmama yardım etti. |
| bow tie /ˈboʊ ˌtaɪ/ | papyon (noun) | He wore a black bow tie to the party. Partiye siyah bir papyon taktı. |
| contribution /ˌkɒntrɪˈbjuːʃən/ | katkı (noun) | Thank you for your valuable contribution. Değerli katkınız için teşekkür ederim. |
| oversized /ˈoʊvərsaɪzt/ | bol (adjective) | She wore an oversized yellow sweater. Bol sarı bir kazak giymişti. |
| political /pəˈlɪtɪkl/ | siyasi (adjective) | They are active in political life. Onlar siyasi yaşamda aktiftirler. |
| worried /ˈwɜːrid/ | endişeli (adjective) | She looked worried about the exam results. Sınav sonuçları hakkında endişeli görünüyordu. |
| intense /ɪnˈtɛns/ | yoğun (adjective) | The heat was intense today. Bugün sıcaklık çok yoğundu. |
| handsome /ˈhænsəm/ | yakışıklı (adjective) | He is a very handsome man. O çok yakışıklı bir adam. |
| hazel /ˈheɪ.zəl/ | ela (adjective) | She has beautiful hazel eyes. Onun güzel ela gözleri var. |
| coordinate /koʊˈɔːrdɪneɪt/ | koordine etmek (verb) | We need to coordinate the project details. Proje detaylarını koordine etmemiz gerekiyor. |
| silent /ˈsaɪlənt/ | sessiz (adjective) | The library was completely silent. Kütüphane tamamen sessizdi. |
| sibling /ˈsɪblɪŋ/ | kardeş (noun) | I have two siblings. İki kardeşim var. |
| skin /skɪn/ | cilt (noun) | Protect your skin from the sun. Cildinizi güneşten koruyun. |
| silly /ˈsɪli/ | aptalca (adjective) | That was a silly mistake. Bu aptalca bir hataydı. |
| kind /kaɪnd/ | kibar (adjective) | She is a very kind person. O cok kibar bir insan. |
| declare /dɪˈklɛər/ | ilan etmek (verb) | They decided to declare war. Savaş ilan etmeye karar verdiler. |
| friendly /ˈfrendli/ | arkadaş canlısı (adjective) | The waiter was very friendly. Garson çok arkadaş canlısıydı. |
| folk dance /foʊk dæns/ | halk oyunu (noun) | They performed a traditional folk dance. Geleneksel bir halk dansı sergilediler. |
| slim /slɪm/ | ince (adjective) | She looked slim in her new dress. Yeni elbisesi içinde ince görünüyordu. |
| unsure /ʌnˈʃʊər/ | kararsız (adjective) | I am unsure about this decision. Bu karar konusunda emin değilim. |
| leisure /ˈleʒər/ | boş zaman (noun) | She enjoys reading in her leisure. Boş zamanlarında kitap okumaktan hoşlanır. |
| tan skin /tæn skɪn/ | bronz ten (phrase) | She has a nice tan skin. Hoş bir bronz tene sahip. |
| achievement /əˈtʃiːvmənt/ | başarı (noun) | Winning the prize was a great achievement. Ödülü kazanmak büyük bir başarıydı. |
| confused /kənˈfjuːzd/ | kafasının içi karışmış (adjective) | I am confused by these instructions. Bu talimatlar kafamı karıştırdı. |
| fur /fɜːr/ | kürk (noun) | The cat has soft fur. Kedinin yumuşak tüyleri var. |
| highly /ˈhaɪli/ | oldukça (adverb) | This book is highly recommended. Bu kitap kesinlikle tavsiye edilir. |
| joke /dʒoʊk/ | şaka (noun) | He told a funny joke. Komik bir şaka anlattı. |
| pirate /ˈpaɪrət/ | korsan (noun) | The pirate attacked the cargo ship. Korsan yük gemisine saldırdı. |
Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır
Bu kelimelerle oyun oyna
✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.
Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.
Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın
9. Sınıf İngilizce Ünite 3 (Personal Life: Physical Appearance – Personality) · 4. kısım kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.
- Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
- Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
- Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
- Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
- Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.
Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.