9. Sınıf İngilizce için hazırlanan Unite 4 (Family Life Theme) · 1. kısım ünitesinde 40 İngilizce kelime var. Aşağıda her kelimenin anlamını, okunuşunu ve örnek cümlesini bulursun; sonra aynı kelimelerle oyun oynayarak pekiştirebilirsin. Kelimeler doğal bir sesle okunur, üyelik gerekmez.
9. Sınıf İngilizce – Unite 4 (Family Life Theme) · 1. kısım kelimeleri
| Kelime | Anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|
| stepmother /ˈstɛpˌmʌðər/ | üvey anne (noun) | She loves her stepmother very much. Üvey annesini çok seviyor. |
| law firm /ˈlɔː fɜːm/ | hukuk bürosu (noun) | She works at a top law firm. Önde gelen bir hukuk bürosunda çalışıyor. |
| promote /prəˈmoʊt/ | tanıtmak (verb) | They are using social media to promote their new product. Yeni ürünlerini tanıtmak için sosyal medya kullanıyorlar. |
| usually /ˈjuːʒuəli/ | genellikle (adverb) | I usually drink coffee in the morning. Genellikle sabahları kahve içerim. |
| business /ˈbɪznɪs/ | ticaret (noun) | He is in the hotel business. O, otelcilik sektöründe. |
| technology /tɛkˈnɒlədʒi/ | teknoloji (noun) | New technology makes our lives easier. Yeni teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor. |
| cousin /ˈkʌz.ən/ | kuzen (noun) | My cousin is visiting us today. Kuzenim bugün bizi ziyarete geliyor. |
| grown-up /ˈɡroʊn.ʌp/ | yetişkin (adjective) | She is a grown-up woman now. O artık yetişkin bir kadın. |
| defend /dɪˈfɛnd/ | savunmak (verb) | We must defend our country. Ülkemizi savunmalıyız. |
| platform /ˈplætfɔːm/ | platform (noun) | The band walked onto the platform. Grup platformun üzerine yürüdü. |
| shopping centre /ˈʃɒpɪŋ ˌsentə(r)/ | alışveriş merkezi (noun) | Let's meet at the shopping centre. Alışveriş merkezinde buluşalım. |
| develop /dɪˈvɛləp/ | geliştirmek (verb) | Children develop quickly at this age. Çocuklar bu yaşta hızlıca gelişir. |
| elder relative /ˈɛldər ˈrɛlətɪv/ | yaşlı akraba (noun) | We always respect our elder relatives. Yaşlı akrabalarımıza her zaman saygı duyarız. |
| business office /ˈbɪznɪs ˈɒfɪs/ | idari ofis (noun) | You can pay your tuition fees at the business office. Öğrenim ücretlerinizi idari ofise ödeyebilirsiniz. |
| virtual assistant /ˈvɜːrtʃuəl əˈsɪstənt/ | sanal asistan (noun) | I asked my virtual assistant to set an alarm. Sanal asistanımdan bir alarm kurmasını istedim. |
| target /ˈtɑːrɡɪt/ | hedef (noun) | We reached our sales target early. Satış hedefimize erken ulaştık. |
| manage /ˈmænɪdʒ/ | yönetmek (verb) | She manages a team of ten engineers. O, on mühendislik bir ekibi yönetiyor. |
| science lab /ˈsaɪəns læb/ | bilim laboratuvarı (noun) | We do experiments in the science lab. Bilim laboratuvarında deneyler yapıyoruz. |
| blessing /ˈblesɪŋ/ | nimet (noun) | Count your blessings every single day. Her gün sahip olduğun nimetlerin sayısını bil. |
| accountant /əˈkaʊntənt/ | muhasebeci (noun) | My accountant helped me file my taxes. Muhasebecim vergilerimi beyan etmeme yardım etti. |
| talented /ˈtæl.ən.tɪd/ | yetenekli (adjective) | She is a talented young artist. O, yetenekli genç bir sanatçıdır. |
| counsel /ˈkaʊnsəl/ | danışmanlık yapmak (verb) | She will counsel patients dealing with grief. Yasla başa çıkan hastalara danışmanlık yapacak. |
| pharmacist /ˈfɑːrməsɪst/ | eczacı (noun) | The pharmacist gave me my medicine. Eczacı bana ilacımı verdi. |
| tradition /trəˈdɪʃən/ | gelenek (noun) | It is our tradition to gather for dinner. Akşam yemeğinde toplanmak bizim geleneğimizdir. |
| well-known /ˌwel ˈnəʊn/ | tanınmış (adjective) | She is a well-known actress. O tanınmış bir aktristir. |
| building /ˈbɪldɪŋ/ | bina (noun) | This is a very old building. Bu çok eski bir bina. |
| remotely /rɪˈmoʊtli/ | uzaktan (adverb) | Many employees now work remotely. Birçok çalışan artık uzaktan çalışıyor. |
| IT company /ˌaɪˈtiː ˌkʌmpəni/ | bilişim şirketi (noun) | She works for a major IT company. Büyük bir bilişim şirketinde çalışıyor. |
| freedom /ˈfriːdəm/ | özgürlük (noun) | Birds fly with total freedom. Kuşlar tam bir özgürlükle uçar. |
| design /dɪˈzaɪn/ | tasarlamak (verb) | She wants to design a new website. Yeni bir web sitesi tasarlamak istiyor. |
| honesty /ˈɒnɪsti/ | dürüstlük (noun) | Honesty is the best policy. Dürüstlük en iyi politikadır. |
| architect /ˈɑːrkɪtɛkt/ | mimar (noun) | The architect designed a modern house. Mimar modern bir ev tasarladı. |
| report /rɪˈpɔːt/ | bildirmek (verb) | Please report any suspicious activity immediately. Lütfen şüpheli faaliyetleri hemen bildirin. |
| journalist /ˈdʒɜːrnəlɪst/ | gazeteci (noun) | The journalist interviewed the mayor yesterday. Gazeteci dün belediye başkanıyla röportaj yaptı. |
| psychologist /saɪˈkɒlədʒɪst/ | psikolog (noun) | She went to see a psychologist for help. Yardım almak için bir psikologa gitti. |
| endangered /ɪnˈdeɪndʒərd/ | nesli tükenmekte olan (adjective) | Pandas are an endangered species. Pandalar nesli tükenmekte olan bir türdür. |
| update /ʌpˈdeɪt/ | güncellemek (verb) | Please update your software. Lütfen yazılımınızı güncelleyin. |
| company /ˈkʌmpəni/ | şirket (noun) | She works for an IT company. O bir bilişim şirketinde çalışıyor. |
| public school /ˈpʌblɪk skuːl/ | devlet okulu (noun) | She attends a local public school. O, yerel bir devlet okuluna gidiyor. |
| stepson /ˈstɛp.sʌn/ | üvey oğul (noun) | He loves his stepson like his own child. Üvey oğlunu kendi çocuğu gibi seviyor. |
Kelime listesi ve oyun kâğıtlarını PDF olarak indir / yazdır
Bu kelimelerle oyun oyna
✨ İçerik yapay zekâ desteğiyle hazırlandı.
Oyunlar: Kartlar, Eşleştir, Hafıza Kartları, Test, Kelime Rallisi, Doğru mu Yanlış mı, Dinle ve Seç, Yazım, Harf Karıştırma, Kardan Adam, Kelime Avı, Boşluk Doldurma, Cümle Kur, Balon Patlat, Tombala, Penaltı Atışı, Köstebek Vur, Kule Kur, Roket Fırlat, Bilgi Yarışması, Farklı Olanı Bul, Sırayla Yarış, Kim Önce?, Büyük Yarış. Sınıfta çok oyunculu yarışmalar da oynayabilirsin.
Öğretmenler için: sınıfta ve akıllı tahtada oynayın
9. Sınıf İngilizce Unite 4 (Family Life Theme) · 1. kısım kelime oyunları sınıf ortamı için hazırlandı. Akıllı tahtada, projeksiyonda, etkileşimli panelde ya da tablette açıp bütün sınıfla oynayabilirsiniz. Kurulum, uygulama indirme ya da öğrenci üyeliği gerekmez.
- Tam ekran: oyunu tahtaya yansıtın; kartlar ve düğmeler büyük, dokunmatik ekranda parmakla oynanır.
- Takım oyunları: Halat Çekme, Bomba Pas, Kim Önce?, Büyük Yarış ve Penaltı Kupası’nda sınıfı takımlara ayırın; isim, hayvan ve renk verin, sonda kürsüde kazananı görün.
- Sınıf Puan Tablosu: ders boyunca öğrencilere ya da takımlara puan verin.
- Sesli okuma: kelimeler doğal bir sesle okunur; hoparlörden bütün sınıf duyar, dinleme oyunları da oynanabilir.
- Ders akışı: önce Kartlar ve Eşleştir ile kelimeleri tanıtın, sonra Test ve Hafıza Kartları ile pekiştirin, dersi bir takım yarışmasıyla bitirin.
Eğitici kelime oyunları; ilkokul, ortaokul ve lise İngilizce dersleri, etüt ve kurslar için uygundur. Öğrenciler aynı oyunları evde telefondan da oynayabilir.